» birikinti...
keşke yazmasaydım...
// bekleyen
bir liman kentinde; arsız
bekleyişlere kurbandır visâlim.
artık;
halatlarla limana bağlanmış,
bir gemi kadar özgürüm!...
bir şairin kalem oynatışında;
en deli mecnun ben,
[ve] bir şairin yalancılığı kadar,
yalan bir aşk'ım...
// beklenen
öylesine habersizdir bağlanmışlığımdan.
yaprak gibi rüzgarda savrulmuş;
bir sonbahar kırıntısıdır aşk gözler.
ve; yine birkaç şiire konuk olmuştur
aşk'ın yan-ık ve yalınayak hali...
bir aşk'a dair izler;
deniz kenarında suya teslimdir artık.
ya beklenenle kaybolacak,
ya kaybolanla beklenen olacak...
// şiir
yalandır [ya da] bir o kadar doğrudur.
bütün şairleri öldürün(!)
hayır, hayır!
bütün şairleri zincire vurun.
ki, yeryüzünden bütün yalanlar silinene;
veya bir gün gerçekten,
gerçeği görene değin!...
[ya da] bütün şairleri yaşatın(!)
ki; yalan da olsa,
bir aşk yaşansın.
nasıl yaşanması gerekiyorsa...
// merhamet
dalkavukların maskarası,
anlamını yitirmiş bir sözlük müdavimi.
özgürlük; bir martının çığlığı ise,
merhamet de bir o kadar yalandır;
özgürlük budalası ağızların sakızı.
ey merhamet;
artık seni de öldürmek lazım,
martıların yalan çığlıkları arasında...
// şehir-yolcu...
ve tabelalar;
gece yarısı neonları,
köşebaşı fahişeleri,
kirlenmiş kaldırımları,
şiir yazmayan şairleri,
adam olmayan adamları,
ve hiç bir şiirin yazmadığı kadınları...
bir şehir terkedilmesi gerekiyorsa;
en az bir katil kadar acımasız olmalı...
gece yarısı neonları arasında,
birkaç eşyayı kapıp;
bir şehre en tepeden bakmalı...
// vâv
aşk'ım, hafiften kirlenmiş bir duvarda,
silik bir kalemle çizilen vav'ın,
ucunda sallanır...
sabır nakşederken nakkaşane;
bir yan(-ım)da aşk sallanır;
tik-tak..
tik-t...
tik-...
t...
saçmalama .
seni, o taşı elime bırakıp saçların rüzgarda savrulurken, gözyaşlarını görmeyeyim diye arkana dönüp bakmadan gittiğin andan beri özlüyorum kardeşim..
bilekliğin kolumda, okuldaki müdür yardımcıları disipline verene kadar çıkarmıycam..