<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>blog: Anneliese</title>
    <link>http://www.sosyomat.com/</link>
    <language>tr-tr</language>
    <ttl>40</ttl>
    <description>blog: Anneliese</description>
    <item>
      <title>D&#252;&#351;lerden D&#252;&#351;erek D&#252;&#351;&#252;nen.</title>
      <description>Bu lanet olas&#305;ca yaz&#305;y&#305; yazmaya ba&#351;larsam, ortaya nas&#305;l bir portre &#231;izebilece&#287;imin fark&#305;nday&#305;m.
Devam edersem s&#305;k&#305;laca&#287;&#305;n&#305;z&#305;n,&#351;imdi sonland&#305;r&#305;rsam ruh halimden bi haber olaca&#287;&#305;n&#305;z&#305;n da.
Ama ben gene de;
Ba&#351;layaca&#287;&#305;m.
Devam edece&#287;im.
Ve her zamanki gibi;
Bitirece&#287;im.

Kronometreyi als&#305;n biri. Ve ""ba&#351;lats&#305;n"";
00.00.00

Nas&#305;l ba&#351;lamal&#305; acaba.
D&#252;&#351;&#252;nmeli elbette, lanet olas&#305;ca mikrosefal halimle..

""D&#252;&#351;""lerden ""d&#252;&#351;""erek ""d&#252;&#351;""&#252;nen ve her seferinde sefil.. ve her seferinde ""d&#252;&#351;""&#252;k yapm&#305;&#351; bir ruhla beraber att&#305;&#287;&#305;m zarlar var.
Ve;
""D&#252;&#351;""e&#351;!
Tak. Tak. Tak.

Oyun biter.

Tak.
Sinek.
Tak.
Karo.

Ruh &#252;st&#252;ne ruh bindirip yapt&#305;&#287;&#305;m pi&#351;tiler var.
Ruh &#252;st&#252;ne ruh bindirip, s&#305;rf tecav&#252;ze u&#287;rayan beynime inat.
Ruh &#252;st&#252;ne ruh bindirip, &#231;o&#287;alt&#305;p, bir ordu kurarak.

Oyun biter.

&#350;ah.
E ka&#231; tabii.
&#350;ah.
Gene ka&#231;.
&#350;ah-Mat.

&#350;u piyon halimle, devirdi&#287;im &#351;ahlar var.
&#350;u piyon halimle devirdi&#287;im &#351;ahlara bir bak..
Bir de &#351;ah halime, i&#351;levsiz duru&#351;uma.
Asaletin arkas&#305;na saklanm&#305;&#351; korkakl&#305;&#287;a..

Oyun biter.

B&#304;lmem fark&#305;nda m&#305;s&#305;n&#305;z ama oynad&#305;&#287;&#305;n&#305;z t&#252;m oyunlar hayat&#305; olu&#351;turan. &#350;ah&#305;ndan piyonuna, zarlardan kartlara kadar. Kar&#351;&#305;dan ne hamle gelir bilemezsin, sadece tahmin edersin. Yan&#305;l&#305;rsan, zaten yenilirsin.

""Yan""&#305;l&#305;p ""yen""ilen, ""yen""ilip bitirilen.

Oyun ba&#351;lar.
Perde a&#231;&#305;l&#305;r..
Bir piyano girer arkadan, bir de akustik gitar..
G&#252;zel de bir ses...
Burda de&#287;il bir yerde, ve bilmiyoruz ne nerde.
.
""Bil""akis ""bil""iyoruz ""bil""in&#231;alt&#305;n&#305;n ""bil""mecelerini teker teker..

-Oyuncular&#305; evde unuttuk, &#252;zg&#252;n&#252;z.
-Kendinizi de unutsayd&#305;n&#305;z.
-Olur.

Unutulan her oyuncu unutulan bir bense, sizce ad&#305;m&#305; unutmu&#351; olman&#305;z gerekmez miydi &#231;oktan?

Devrilen bir &#351;ahla ne kadar hat&#305;rlanabilirdim ki zaten..
Bir d&#252;&#351;e&#351; at
ve bu sefer ger&#231;ekten bitsin oyun.

Tek bir d&#252;&#351;e&#351;.
Tek bir d&#252;&#351;&#252;&#351;..</description>
      <pubDate>Sat, 22 Nov 2008 22:18:17 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2379763-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2379763</link>
    </item>
    <item>
      <title>Sus, mahvedeceksin...</title>
      <description>Soka&#287;a ad&#305;m att&#305;&#287;&#305;ndan beri burnunda o koku vard&#305;. 
Eski.
Ge&#231;mi&#351;.
Sa&#231;lar&#305; durgundu bu sefer.R&#252;zgar yoktu. Belki on yedi - belki on sekiz y&#305;l ya&#351;am&#305;&#351;t&#305; d&#252;nya dedikleri d&#252;nyalar karma&#351;as&#305;nda. 
Duda&#287;&#305;n sol alt&#305;nda k&#252;&#231;&#252;k bir ben vard&#305;..K&#252;&#231;&#252;k.
R&#252;zgar esmezdi o sokakta, ellerinden u&#231;acak ka&#287;&#305;tlar&#305; olmazd&#305; kimsenin. Ve kimsenin,
U&#231;acak sa&#231;lar&#305; yoktu.
U&#231;acak kim vard&#305; ki orada?

D&#252;kkanlar yeni yeni a&#231;&#305;l&#305;yordu. &#304;ndirilen kepenkler kald&#305;r&#305;l&#305;yordu. Kald&#305;r&#305;lmayanlar&#305;n arkas&#305;nda "eskiler".
&#304;lerledi.
Gelece&#287;e.
Eller cepte.
"&#199;&#252;nk&#252; so&#287;uk. Evet, so&#287;uk."
Kafas&#305;n&#305; sola &#231;evirdi, bir vitrine bakt&#305;.
O k&#305;rm&#305;z&#305; elbise, soka&#287;&#305;n tek rengi. G&#246;zlerinin &#246;n&#252;ne farkl&#305; bir ya&#351;am sergiliyordu sanki. Sanki, sanki onunmu&#351;&#231;as&#305;na.Sanki onu giymi&#351;&#231;esine...
Arkadan bir ses "O benim." dedi, arkadan de&#287;ildi asl&#305;nda. &#304;&#231;ten. &#199;ok i&#231;ten.
&#220;rperdi boydan boya, sa&#231;lar&#305;(m) u&#231;u&#351;tu.
Hani r&#252;zgar yoktu?

Y&#252;r&#252;meye devam etti, sola d&#246;nd&#252;. &#304;lerideki d&#252;kkan&#305;n daimi m&#252;&#351;terisiydi kendisi..
Belki de tek m&#252;&#351;terisi.
Belki de pantolonu yamal&#305; sat&#305;c&#305;n&#305;n tek geliri.
Belki de ge&#231;mi&#351;in tek al&#305;c&#305;s&#305;.
 
D&#252;kkan tabelas&#305; eskiydi. &#304;smi kadar.
"Eskici."

"G&#252;nayd&#305;n Frank."
"Ah, Anneliese. Nerelerdeydin?"
"Eski olan her&#351;eyden uzak durmal&#305;y&#305;m san&#305;yordum. Yan&#305;lm&#305;&#351;&#305;m. Geri geldim."
"Anl&#305;yorum...Nas&#305;l yard&#305;mc&#305; olaca&#287;&#305;m?"
"Bu sefer, bir g&#252;nce. Bir g&#252;nce istiyorum."

Frank k&#305;z&#305;n y&#252;z&#252;ne endi&#351;eyle bakt&#305;.
"Hadi ama Frank. S&#246;z veriyorum, uslu duraca&#287;&#305;m."

Topallayarak i&#231;eri girdi. &#304;&#231;eride be&#351; dakikadan uzun kalmam&#305;&#351;t&#305; ki geri geldi. Elinde bir kutu vard&#305;, g&#246;zlerinde de endi&#351;e.
Kutular k&#305;za g&#246;re hep gizemli e&#351;yalar olmu&#351;tu asl&#305;nda &#246;mr&#252; boyunca. Hep a&#231;&#305;las&#305;. &#304;&#231;inde mutlaka okunacak bir&#351;eylerin oldu&#287;u.

&#304;&#231;inden bir defter &#231;&#305;kartt&#305;, k&#305;za uzatt&#305;. Ah&#351;ap bir defterdi, demir mente&#351;elerle tutturulmu&#351;tu. Anneliese, defterin kapa&#287;&#305;n&#305; a&#231;maya cesaret edemedi.

"Borcum ne kadar?"
"Yok." dedi ve i&#231;eri gitti.Gene neler sakl&#305;yordu acaba sevgili ihtiyar?

Tekrar soka&#287;a ad&#305;m&#305;n&#305; att&#305;, k&#246;&#351;eden d&#246;nd&#252;. K&#305;rm&#305;z&#305; elbiseye bakmadan ilerledi, bakarsa &#252;rperecekti.
Yar&#305;m saat boyunca y&#252;r&#252;d&#252;, ellerinde yeni bir hayat vard&#305;...

http://img386.imageshack.us/img386/4755/dscn1658gi4.jpg

Ev.
"Her zamankinden daha fazla g&#252;ne&#351; alm&#305;&#351; bug&#252;n.
G&#252;ne&#351; bat&#305;dan do&#287;mu&#351; olacak."

Masa.
K&#252;&#231;&#252;k.
Bir de sandalye.
Masada g&#252;nce.
G&#252;ncede hayat.
Hayatta kendisi.
Kendi de hi&#231;.
Masa hi&#231;, hayat hi&#231;.

K&#252;&#231;&#252;k beyaz elleri titriyordu. Kapa&#287;&#305; a&#231;t&#305;.
&#304;lk sayfa : Bo&#351;luk.
Uzay da &#246;yle.
&#304;kinci sayfa : Tarih.
27 Ocak 1874

&#350;a&#351;k&#305;nl&#305;ktan b&#252;y&#252;yen g&#246;zleri sayfaya tak&#305;l&#305; kalm&#305;&#351;t&#305;. Bug&#252;n ay&#305;n yirmiyedisi idi.
Y&#305;lba&#351;&#305;n&#305;n &#252;zerinden 27 g&#252;n ge&#231;mi&#351;ti.
Demek Ocak.
27 Ocak 1985
"111 y&#305;l &#246;nceki bir hayat,111 y&#305;l sonra ellerimde duruyor." dedi kendi kendine.
Okumaya ba&#351;lamaya cesaret edebilecek miydi?
Ge&#231;mi&#351;te onca olan &#351;eyden sonra?

Sayfay&#305; &#231;evirdi.
Bo&#351;.
Bo&#351;.
Bo&#351;.
Onlarca bo&#351;...

Defterin ortalar&#305;na do&#287;ru, d&#252;zg&#252;n bir el yaz&#305;s&#305;na rastlad&#305;...

"Uyumamal&#305;y&#305;m. Bu gece uyku nedir tatmamal&#305;y&#305;m. Bir yerden hayata do&#287;ru gelen bir ak&#305;&#351; var. Bilmem nereden, belki de zaman&#305;n ilerisinden. G&#252;nlerim ona g&#246;re &#351;ekilleniyor sanki... Bug&#252;ne gelirsem benim i&#231;in iyi bir g&#252;nd&#252; asl&#305;nda. Kedim yavrulad&#305;. &#304;ki tanesi &#246;ld&#252; bile. Hen&#252;z g&#246;memedim. &#199;ok uzun zamand&#305;r g&#246;remedi&#287;im bir arkada&#351;&#305;m&#305; da g&#246;rd&#252;m. O beni g&#246;rmedi, bu aralar kimse beni g&#246;rm&#252;yor. Kediler bile. Uyumayaca&#287;&#305;m dedim ya, y&#305;ld&#305;zlar benden yana bu gece..."

Anneliese'nin kafas&#305; ilk sayfadan soru i&#351;aretlerine g&#246;m&#252;lm&#252;&#351;t&#252;. Sayfay&#305; &#231;evirdi.
Bo&#351;.
Bo&#351;.
Bo&#351;.

Gene bir yaz&#305;ya rastlad&#305;..Daha d&#252;zg&#252;n yaz&#305;lm&#305;&#351;t&#305;.

"Dedim ya, kimse beni g&#246;rm&#252;yor. Evden &#231;&#305;kam&#305;yorum. &#199;&#305;kmak istemiyorum. Neler oluyor, anlam&#305;yorum ayr&#305;ca. Kedi yavrular&#305;ndan ikisi daha &#246;ld&#252;. Gene g&#246;memedim. Okuyabilece&#287;im kitap da kalmad&#305;. D&#246;rt tane duvar, i&#231;inde kaybolan bir ben. Hem de g&#246;r&#252;nmeyen.Uyuyaca&#287;&#305;m, d&#252;n uyumad&#305;m. Ondan &#246;nceki g&#252;n de.Ondan &#246;ncekinde de."

Bir insan ne zaman g&#246;r&#252;nmezdi? Ya soyut bir saydaml&#305;kt&#305; bu. Anla&#351;&#305;lan kimse taraf&#305;ndan anla&#351;&#305;lmad&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor, bunu da g&#246;r&#252;nmemek olarak diye yorumluyor diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252; Anneliese.

Ya da...
Ya da ba&#351;ka bir&#351;ey.
Evet, &#246;lm&#252;&#351;t&#252;.
O hayat&#305;n sahibi o sat&#305;rlar&#305; yazarken art&#305;k ya&#351;am&#305;yordu...

&#199;evirdi.
Bo&#351;.
Bo&#351;.
Bo&#351;.

"Kelimeler kifayetsiz bug&#252;n... Bug&#252;n, &#246;zel bir g&#252;n. Belki de y&#305;llar sonra ilk kez &#231;&#305;kt&#305;m d&#305;&#351;ar&#305;. &#304;nsanlar&#305;n aras&#305;na kar&#305;&#351;t&#305;m, kalabal&#305;&#287;a. Gene i&#231;imden ge&#231;tiler. Gene. Iss&#305;z sokaklara gitmeliydim, rahats&#305;z eden olmazd&#305;. Sola sapt&#305;m, burnuma gene o koku doldu. Yeni. Gelecek. Kar&#351;&#305;dan bir k&#305;z geliyordu, o sokaktaki tek insand&#305;. Sa&#231;lar&#305; upuzundu. Nas&#305;lsa beni g&#246;remiyordu, i&#231;imden ge&#231;meliydi. &#220;st&#252;ne y&#252;r&#252;d&#252;m ve t&#246;kezledi. 'Ne yap&#305;yorsunuz bay&#305;m Tanr&#305; a&#351;k&#305;na?' diye s&#246;ylendi. G&#246;rm&#252;&#351;t&#252;, tek g&#246;rendi beni. K&#305;Rm&#305;Z&#305; elbisesinin i&#231;inde ne kadar da g&#252;zel g&#246;r&#252;n&#252;yordu..Duda&#287;&#305;n&#305;n alt&#305;nda k&#252;&#231;&#252;k bir ben vard&#305;. Af diledim, yoluna devam etti. &#304;ki ad&#305;m atm&#305;&#351;t&#305; ki arkas&#305;ndan seslendim, 'Bayan, tan&#305;&#351;abilir miyiz acaba?'. 'Sus, mahvedeceksin' dedi ve gitti... Arkas&#305;ndan &#246;ylece bakakalm&#305;&#351;t&#305;m... O an&#305; unutmak zor olacakt&#305; san&#305;r&#305;m."

Anneliese, a&#287;z&#305; a&#231;&#305;k bir &#351;ekilde sayfaya bakakalm&#305;&#351;t&#305;. &#304;&#351;te ba&#351;l&#305;yordu, ge&#231;mi&#351; onundu. Onu &#231;ekiyordu, gitmeliydi. 111 y&#305;l &#246;ncesinde ya&#351;ayan bir o vard&#305;. 

Sayfalar&#305; tekrar &#231;evirdi. T&#252;m v&#252;cudu titriyordu. Ta&#351;lar yerine oturmu&#351;tu, k&#305;rm&#305;z&#305; elbise. Evet. K&#305;rm&#305;z&#305; elbise ger&#231;ekten onundu...Elini duda&#287;&#305;n&#305;n sol alt&#305;na g&#246;t&#252;rd&#252;, surat&#305; &#305;slakt&#305;. A&#287;lam&#305;&#351;t&#305;. 

"O var. O yok. K&#305;rm&#305;z&#305; bir elbise. Bir var, bir yok. Bu defter bana ge&#231;mi&#351;i hat&#305;rlat&#305;yor, gelece&#287;i kat&#305;yor araya. Kurtulmal&#305;y&#305;m diyorum, zaten g&#246;r&#252;nm&#252;yorum. Bir tek o g&#246;r&#252;yor, bir tek o. Kurtulaca&#287;&#305;m bu defterden. Ve tamamen gitmek &#252;zere, ayr&#305;laca&#287;&#305;m bu filmden. B&#305;rakaca&#287;&#305;m o soka&#287;a. Eskici d&#252;kkan&#305;n&#305;n &#246;n&#252;ne. Ho&#351;&#231;akal, k&#305;rm&#305;z&#305; elbiseli k&#305;z. Yeni bir hayatta g&#246;r&#252;&#351;mek &#252;zere..."

Anneliese a&#287;l&#305;yordu. Bu ka&#231;&#305;nc&#305; hayat&#305;yd&#305;, ka&#231;&#305;nc&#305; k&#305;rm&#305;z&#305; elbisesiydi? Tek ruhla ka&#231; bedene bar&#305;nm&#305;&#351;t&#305;, bilmiyordu. Ka&#231;&#305;n&#305; ke&#351;fedecekti, bilmiyordu. Eline kalemi ald&#305; ve &#351;unlar&#305; not etti defterin son sayfas&#305;na;

"Beni nas&#305;l isterdin?  Tek par&#231;a. Binlerce beden. Evet binlerce. Bir sandalye &#231;ek ve otur. Mumlar var, mumlar&#305; yak. Anlatacaklar&#305;m uzun, uzundur yollar. Ve her ne y&#246;ne gidersen git beter gibi sonsuz ama; yoksun nedenin yoksa. Yoksun, nedenin yok!"


______________________________________

Kendini yazar sanan&#305;n notu : Sadece "sen" al&#305;n.
Gerisi almas&#305;n.
Gerisi al&#305;nmas&#305;n.
</description>
      <pubDate>Thu, 13 Nov 2008 19:18:48 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2339991-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2339991</link>
    </item>
    <item>
      <title>O'na. Yok sayd&#305;&#287;&#305;n&#305;za. O'na. Var olana. O'na. Atat&#252;rk'e...</title>
      <description>http://www.resimler-im.com/data/media/959/Ataturk_ve_Coban_cocuk.jpg

Bir ge&#231;mi&#351;.
Bir gelecek.
Ge&#231;mi&#351;ten &#246;tesi de gelecek.
O'nunla ge&#231;ti, O'nunla gelecek.

Bir &#231;ocuk.
Bir k&#252;&#231;&#252;k dilenci.
Bir &#231;oban.
Hepsi O'nunla b&#252;y&#252;yecek.

Biliyorum, sekiz dizelik &#351;iirimle seni anlatamayaca&#287;&#305;m&#305;. Bilmiyorum, o sekiz dizeye seni nas&#305;l s&#305;&#287;d&#305;raca&#287;&#305;m&#305;. Bildiklerim bilmediklerimden geliyor zaten. Sen de;
Hem bildiklerimde, hem de bilmediklerim de vars&#305;n. Bir o kadar hissetti&#287;im...

&#199;ocuktun.
En az bizim kadar.
B&#252;y&#252;d&#252;n.
Kimsenin b&#252;y&#252;yemeyece&#287;i kadar.
&#350;ansl&#305; de&#287;ildin benim kadar, ellerinden tutup y&#252;r&#252;yebilece&#287;in bir baban olmad&#305;.
Ya da balonu g&#246;ky&#252;z&#252;ne sal&#305;verme zevkini hi&#231; tatmad&#305;n.
&#214;yle b&#252;y&#252;d&#252;n ki,
&#214;yle b&#252;y&#252;d&#252;n ki i&#231;imizde.
Balonsuz, babas&#305;z.
Bize de seninle b&#252;y&#252;me &#351;ans&#305; verdin, seninle. Bizi ne balonlar b&#252;y&#252;tt&#252;, ne de oyuncak bebekler. Bizi sen b&#252;y&#252;tt&#252;n. Bizi evreni bilmem ka&#231; kez dolan&#305;rcas&#305;na saran ebedi d&#252;&#351;&#252;ncelerin b&#252;y&#252;tt&#252;.

&#214;zlemekte hakl&#305;y&#305;z, g&#246;rmesek de ya&#351;at&#305;yoruz.
Seni ya&#351;atamayanlar&#305; ya&#351;att&#305;&#287;&#305;m&#305;z i&#231;in de su&#231;luyuz biliyoruz.
Hala "Ben Atat&#252;rk'&#252; sevmiyorum" diyebilenler varken, elimiz kolumuz ba&#287;l&#305; oturuyor gibi g&#246;z&#252;kmekten utan&#231; duyuyoruz.
Biz senin kurtard&#305;&#287;&#305;n bu topraklarda o insanlar&#305;n dola&#351;mas&#305;ndan utan&#305;yoruz.
&#214;z&#252;r dilemek nafile..
Ama biliyoruz, sen k&#246;r&#252; k&#246;r&#252;ne &#231;ekip gitmedin.
Arkanda bir&#351;eyler b&#305;rakmadan gitmedin.
Emek harcad&#305;&#287;&#305;n insanlar ve &#252;lken i&#231;in bir&#351;eyleri sa&#287;lam ta&#351;lar &#252;st&#252;ne oturtmadan &#231;ekip gitmedin.

&#304;nanm&#305;yorum evet, &#305;srarla inanm&#305;yorum.
Gitti&#287;ine inanm&#305;yorum, 70 y&#305;l ge&#231;mi&#351; olsa da &#252;st&#252;nden, inanm&#305;yorum.

"Sen &#246;lmeden 82 g&#252;n &#246;nce do&#287;dum. Yan&#305;ma geldin, kula&#287;&#305;ma ismimi f&#305;s&#305;ldad&#305;n. &#304;stanbul bana dar geldi o an. Ka&#231;mak istedim k&#252;&#231;&#252;c&#252;k ayaklar&#305;mla. Bir daha d&#246;nmemek. Seninle beraber gitmek istiyordum."

19 A&#287;ustos 1881
Anneliese.</description>
      <pubDate>Mon, 10 Nov 2008 09:18:10 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2324368-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2324368</link>
    </item>
    <item>
      <title>Labirent</title>
      <description>Nas&#305;l ba&#351;layaca&#287;&#305;m&#305; bilemedi&#287;im bir yaz&#305; olacak bu demeye kalmadan, ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;m&#305;n fark&#305;na vard&#305;m yine, yine, yine... Hep b&#246;yle oluyor, nas&#305;l girece&#287;imi, nas&#305;l ba&#351;layaca&#287;&#305;m&#305;, nas&#305;l ad&#305;m atamayaca&#287;&#305;m&#305; bilmiyorum.
S&#305;n&#305;rland&#305;rma yapm&#305;yorum ki,
T&#252;mevaraca&#287;&#305;m birazdan.
Ne zaman geldim ki t&#252;mden?
Ve.
Ba&#351;l&#305;yorum.
Bir labirent var, duvarlar&#305; malzemeden &#231;al&#305;nm&#305;&#351; insan hayatlar&#305;, ya da insan ad&#305; alt&#305;nda, lakin olmayan.
Herkes ayr&#305; kap&#305;lardan dalar karma&#351;aya, ilk &#246;nce afallar insan. 
"Nereye gidece&#287;im?" diye bir soru vard&#305;r, bilir misiniz? Ya da g&#252;nde binlerce kez sarfetti&#287;iniz &#246;zne- dolayl&#305; t&#252;mle&#231; karma&#351;as&#305; m&#305;d&#305;r o?
&#214;zne dolaylarda kaybolur. Y&#252;klemse, zaten kaybolmakt&#305;r.
Korkak ad&#305;mlarla ilerlemeye devam etti&#287;inde, ikilemlerle, &#252;&#231;lemlerle, d&#246;rtlemlerle, be&#351;lemlerle........
(neyse) kar&#351;&#305;la&#351;&#305;rs&#305;n.
Hatta art&#305; sonsuzdur seni arada b&#305;rakacak yollar.
Eksi sonsuzdad&#305;r, geri de b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;n zaman...
Sola m&#305; gitmeli?
Sa&#287;a m&#305; ?
Yoksa sapmamal&#305; m&#305; bildi&#287;in yoldan, direk mi ?
Bazen de&#287;i&#351;iklik iyidir, bu sefer sol olsun, son olsun...
Yapt&#305;&#287;&#305;n se&#231;im, seni di&#287;erlerine g&#246;t&#252;recektir.
Onlar&#305;n se&#231;imleriyse senin se&#231;imlerinle &#231;ak&#305;&#351;mak &#252;zere sana getirecektir.
Gariptir,
Bulundu&#287;un yerden defalarca ge&#231;ersin, halbuki hi&#231; geri d&#246;nmemi&#351;sindir ve bilirsin, labirent d&#252;nya gibi geoitten ibaret de&#287;ildir.
Bir de ak&#305;ll&#305;lar vard&#305;r, duvar &#252;st&#252;ne &#231;&#305;kar, ellerini aln&#305;na dayar, g&#246;zlerini g&#252;ne&#351;ten k&#305;sar.
Etraf&#305; tarar, nerede ne var g&#246;r&#252;r, ba&#351;kas&#305;n&#305;n &#252;zerinden ge&#231;inmeye bay&#305;l&#305;r.
&#350;ans da onlar&#305; sevmeye..
Ama&#231;s&#305;z y&#252;r&#252;n&#252;r &#231;o&#287;u zaman, ne i&#231;in ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305; bilemezsin bu karma&#351;ay&#305;.
Bazen hayat, karma&#351;&#305;k say&#305;lardan &#231;ok &#231;ok daha kar&#305;&#351;&#305;kt&#305;r.
K&#246;k i&#231;indeki eksi de&#287;erleri kar&#351;&#305;layamaz verdi&#287;in de&#287;erler.

Ak&#351;am olur.
Hava karar&#305;r.
Havan&#305;n "sabah"&#305;n&#305; seversin sen, &#246;zlersin.
G&#252;nd&#252;z de&#287;il, sabah.
Fona &#252;rpertici sesler eklenir, ensene biri &#252;fl&#252;yormu&#351;&#231;as&#305;na i&#231;in &#252;rperir, ayaklar&#305;ndan burnunun ucuna kadar titrersin.
Birine s&#305;&#287;&#305;nma ihtiyac&#305; do&#287;ar,
Ve Tanr&#305; olu&#351;ur.
Ve i&#351;te "Tanr&#305;" tanr&#305;y&#305; yaratt&#305;,
dersin.

&#350;imdi d&#252;&#351;&#252;nmeni istiyorum senden, &#231;ak&#305;&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305;n hayatlar&#305;, &#252;st&#252;ne &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;n duvarlar&#305;, kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;n insanlar&#305;, Tanr&#305;'y&#305;, &#252;st &#252;ste binlerce kez ge&#231;ti&#287;in yollar&#305;.
D&#252;&#351;&#252;n, bir&#351;ey kaybetmezsin.
Belki daha iyi anlars&#305;n o zaman, akl&#305;ndan ge&#231;irdi&#287;in insan ile o g&#252;n yolda ellerin ceplerinde y&#252;r&#252;rken neden kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305;?

Seni tan&#305;m&#305;yorum, bilmiyorum, g&#246;rmedim,
Ya da tan&#305;m&#305;yormu&#351;, bilmiyormu&#351;, g&#246;rm&#252;yormu&#351; gibi yapt&#305;&#287;&#305;mdand&#305;r cahilli&#287;im.
Duvarlar&#305;mdan atlam&#305;&#351; oldu&#287;un, hayat&#305;m&#305;n bir par&#231;as&#305; oldu&#287;un anlam&#305;na gelmez, bunu &#246;&#287;ren.
&#304;radesiz de de&#287;ilim, nereye gidece&#287;imi iyi de bilirim.
Hata yapar&#305;m, hem de &#231;ok.
D&#252;zeltmeyi denerim, olmad&#305; ba&#351;a sarar&#305;m.
Geri d&#246;n&#252;&#351;&#252;m kutular&#305; mevcuttur her ad&#305;mda labirentimde benim.
Bu y&#252;zden,
&#350;imdi sa&#287;a d&#246;n.
Solda ben var&#305;m, &#231;ekil yolumdan.

Al&#305;n&#305;n.
</description>
      <pubDate>Fri, 07 Nov 2008 18:10:59 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2313747-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2313747</link>
    </item>
    <item>
      <title>Son metro...</title>
      <description>http://photos-900.ll.facebook.com/photos-ll-sf2p/v357/232/42/677218900/n677218900_944504_3556.jpg
Yo&#287;un ge&#231;en bir g&#252;n&#252;n &#252;zerine, &#252;st&#252;ne birikmi&#351; olan yorgunlu&#287;a ald&#305;rmadan ilerliyordu. So&#287;uktan yanaklar&#305; k&#305;zarm&#305;&#351;t&#305;, utand&#305;&#287;&#305;nda da b&#246;yle olurdu hep...

En az&#305;ndan utanma duygusu oldu&#287;una bile sevinebilecek kadar iyimserdi b&#246;yle durumlarda, Eleanor H. Porter'&#305;n  kaleminden f&#305;rlam&#305;&#351;cas&#305;na...

Elleri ceplerindeydi, parmaks&#305;z eldivenler ne zaman &#305;s&#305;tm&#305;&#351;t&#305; ki ellerini zaten?

Ba&#351; parma&#287;&#305;n&#305;n kenar&#305; da s&#246;k&#252;lm&#252;&#351;t&#252;, ip&#231;ikler &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305; her yandan teker teker...Hayat&#305; da b&#246;yleydi, &#231;ektik&#231;e geliyordu, yakmad&#305;k&#231;a durmayacakt&#305;.Dikmedik&#231;e b&#252;y&#252;yecekti. Fakat hayat&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nmenin s&#305;ras&#305; de&#287;ildi, &#252;&#351;&#252;yordu ve beyin h&#252;creleri i&#351;levlerini kaybetmi&#351;cesine sa&#287;l&#305;kl&#305; d&#252;&#351;&#252;nmesine engel oluyordu. &#220;&#351;&#252;yen elleriyle sa&#231;lar&#305;n&#305; geriye att&#305;, tel tel d&#246;k&#252;ld&#252;ler omuzlar&#305;ndan a&#351;a&#287;&#305;... 

&#8220;&#304;yi ki sa&#231;lar&#305;m var&#8221; dedi, &#8220;Beynim g&#246;z&#252;km&#252;yor.&#8221;

Kendi kendine say&#305;klad&#305;&#287;&#305; &#351;eyin sa&#231;ma sapan oldu&#287;unu anlad&#305;&#287;&#305; anda g&#252;zel y&#252;z&#252;nde bir tebess&#252;m beliriverdi. Utanmasa kahkahalarla g&#252;lecekti, ya da &#252;&#351;&#252;mese, mimiklerini bir serbest b&#305;rakabilse...

Ve..
Kalabal&#305;k;

&#304;nsan. &#304;nsanlar. &#304;nsanl&#305;k... Ses,sesler, sessizlik. Ayak sesleri, tela&#351;l&#305; bir o kadar kendinden emin ve h&#305;zl&#305;... G&#252;l&#252;&#351; sesleri, arkas&#305;ndaki bir grup gen&#231;ten, &#8220;Ah ben de gen&#231;ken b&#246;yleydim&#8221; dedirtecek kadar. Ta ki asl&#305;nda kendisinin de 17 ya&#351;&#305;nda oldu&#287;unu farkedene kadar. Belli ki &#231;ok ya&#351;l&#305; hissediyordu o g&#252;n kendini. Bu sefer metro da yer vermemek i&#231;in uyuma numaras&#305; yapan o olmayacakt&#305;. U&#287;ultu kulak k&#305;vr&#305;mlar&#305;nda geziniyordu, arada s&#305;rada &#231;evresindeki insanlar&#305;n konu&#351;tuklar&#305;na kulak kabart&#305;yordu ve gene sa&#231;ma sapan anlamlar giydiriyordu. Sa&#231;mayd&#305; bug&#252;n. Bug&#252;n o sa&#231;mayd&#305;,  bug&#252;n zaten sa&#231;mayd&#305;. Sa&#231;mal&#305;kt&#305; bu yolda y&#252;r&#252;mesi, ke&#351;ke &#246;b&#252;r taraftan gelseydi. Merdivenlere yakla&#351;t&#305;, karar veremedi &#252;&#351;enge&#231;lik-yans&#305;t&#305;r y&#252;r&#252;yen merdivenleri mi kullansa yoksa tab&#238;&#238; &#231;izgili kaslar&#305;n&#305; m&#305; ?

Vars&#305;n merdivenler y&#252;r&#252;s&#252;n, insan evlad&#305; nimetlerinden yararlanmal&#305; insan olmayan da, olan da.

&#350;ehrin karanl&#305;&#287;&#305; y&#252;r&#252;yen merdivenler ilerledik&#231;e arkas&#305;nda kal&#305;rken, a&#351;a&#287;&#305;s&#305; s&#305;cak olsun diye dua ediyordu, bir &#231;ay ka&#351;&#305;&#287;&#305; dolusu inanc&#305;yla. Merdivenlerin sonuna gelince tekrar y&#252;r&#252;meye ba&#351;lad&#305;, fonda cebindeki bozuk paralar&#305;n&#305;n &#351;&#305;ng&#305;rt&#305;s&#305;...

Bilet gi&#351;esinin &#246;n&#252;ne do&#287;ru kayd&#305;rd&#305; g&#246;zlerini, k&#252;fretti havaya. Seni diline biber s&#252;r&#252;lesice ...

Ve...
Kuyruk;

Kimi zaman ekmek, kimi zaman maa&#351;, kimi zaman bir insan. Kuyruklar ba&#351;a bela. Beklemek ba&#351;a bela. Peki ya beklentiler? Beklemek midir beklentileri olu&#351;turan yoksa arzular m&#305;? 

Sen ister bekle, ister bekleme. Hayat seni o lanet olas&#305;ca sikine bile takm&#305;yor. Ge&#231; kalm&#305;&#351;san, bir saniye bile beklemek ona a&#287;&#305;r geliyor. Hayat ne ge&#231; kalkmaya, ne de ge&#231; kalmaya geliyor. Yok, hayat beklemeyi sevmiyor, sadece bu lanet olas&#305;ca kuyruklarda bekletiyor!
O, bunlar&#305; d&#252;&#351;&#252;nme &#231;abalar&#305;ndayken s&#305;ra &#231;oktan kendisine gelmi&#351;ti bile, bazen zaman&#305; h&#305;zland&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nmekten de alamad&#305; kendisini elbette.

&#8220;Bir &#246;&#287;renci alabilir miyim?&#8221;

Bozuk paralardan kurtuldu&#287;u an onun i&#231;in g&#252;n&#252;n en g&#252;zel an&#305;yd&#305;. 

Bozuk para;
Hac&#305; Bayram'da dilenmi&#351;cesine hissettirir. Her yerden &#231;&#305;kma potansiyeline sahiptir. Yumurta hayat&#305;n g&#246;t&#252;ne geldi&#287;inde ba&#351;vurulur. Hayat bozuk att&#305;&#287;&#305;nda     da harcamak gibi bir l&#252;ks&#252;m&#252;z olsayd&#305; ke&#351;ke, ya da bir dilenciye d&#246;kmek t&#252;m metalleri...


Yakla&#351;&#305;k bir dakika sonra istasyon merdivenlerinden iniyordu. Kendisine bakan bir s&#252;r&#252; g&#246;z g&#246;rd&#252;, &#305;srarla bakmad&#305; hi&#231; birine, insanlar ilgisini &#231;ekemeyecek kadar basitti.

G&#246;z;
Uyuma organ&#305;. Tabi nerenle uyudu&#287;una ba&#287;l&#305;. Tan&#305;d&#305;&#287;&#305;m insanlar&#305;n geneli beyniyle uyuma taraftar&#305;, g&#246;zleri a&#231;&#305;kken dahi. Anlama organ&#305;, sen sus g&#246;zlerin konu&#351;sun hesab&#305;. G&#252;lme organ&#305;, sana g&#246;z&#252;mle de g&#246;t&#252;mle de g&#252;lerim. Sanane &#351;ekerim ? G&#246;rmeme organ&#305;. At g&#246;zl&#252;&#287;&#252; de yak&#305;&#351;&#305;r hani. 

&#304;lerledi, ilerledi, ilerledi... Metrolar g&#252;zel yerlerdi, trenler ilham verirdi. Tren geldi&#287;inde kap&#305;lar tam oklar&#305;n kar&#351;&#305;s&#305;na gelirdi, tren yokken ise oklar onu a&#351;a&#287;&#305; &#231;ekerdi... Raylar resmen onu &#231;a&#287;&#305;r&#305;rd&#305;. Gene raylara dald&#305; g&#246;zleri... &#304;stemsizlik mevcuttu, bir &#351;ey &#231;ekiyordu. Ne vard&#305;, inse a&#351;a&#287;&#305; gezse t&#252;nelleri boydan boya? Tam o s&#305;rada kollar&#305;ndan biri tuttu, fazla ilerlemi&#351; olmal&#305;yd&#305; ki biri engellemek istemi&#351;ti.. D&#246;nd&#252; ve arkas&#305;na bakt&#305;, d&#252;nyan&#305;n en g&#252;zel iki g&#246;z&#252;n&#252; g&#246;rd&#252;, ne uyumak i&#231;in, ne anlamak i&#231;in, ne g&#252;lmek i&#231;in, ne de g&#246;rmek i&#231;in. Bakmak i&#231;in yarat&#305;lan iki g&#246;z... Endi&#351;eli, bir o kadar da sevecen bir tav&#305;rla bak&#305;yordu kendisine. A&#287;z&#305;n&#305; a&#231;arsa, onun ruhuna kap&#305;l&#305;p u&#231;aca&#287;&#305;ndan korktu. Biraz daha yakla&#351;&#305;rsa,ondan &#252;rk&#252;p uzakla&#351;maktan korktu... Hayat&#305;nda g&#246;rd&#252;&#287;&#252; en g&#252;zel &#351;eydi, en g&#252;zel... A&#351;&#305;k olunas&#305;, hi&#231; b&#305;rak&#305;l&#305;nmayas&#305;. Hi&#231;. &#8220;B&#305;rak&#305;l&#305;nmayas&#305; nedir yahu?&#8221; dedi kendi kendine, aman &#246;nemi de yok zaten..

&#8220;Geri &#231;ekil, metro geliyor.&#8221;
&#8220;Peki , te&#351;ekk&#252;r ederim.&#8221;

G&#252;l&#252;msedi, bir daha unutamayacakt&#305; o tebess&#252;m&#252;.

Ve..
R&#252;zgar;

Al&#305;p g&#246;t&#252;r&#252;r. Bazen oraya bazen buraya s&#252;r&#252;kler. Kendini yaprak gibi hissetmene sebep olur, a&#287;a&#231;tan ilk d&#252;&#351;en... Bazen sa&#231;lar&#305;n&#305; u&#231;u&#351;turur, kendini iyi hissettirir. Al&#305;p g&#246;t&#252;remeyece&#287;i tek &#351;ey zamand&#305;r...
Metro r&#252;zgar&#305;, yapayd&#305;r, olsundur, o da al&#305;r g&#246;t&#252;r&#252;r..

Oklar &#246;n&#252;nde duran kap&#305; yava&#351;&#231;a a&#231;&#305;ld&#305;. Ortadaki koltu&#287;un onu &#231;a&#287;&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305; hissetti.
Kollar&#305;nda soyutlu&#287;unu halla hissetti&#287;i &#231;ocuk ise, tam kar&#351;&#305;s&#305;na oturdu. Vagon iyiden iyiye dolmaya ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;nda kar&#351;&#305;s&#305;ndaki d&#252;nya harikas&#305; sadece g&#246;zlerini dikmi&#351; ona bak&#305;yordu... Tanr&#305;m, ne etkileyici bak&#305;&#351;lard&#305;...

Ve...
T&#252;m yerler doldu&#287;unda ya&#351;l&#305; bir kad&#305;n, kurtar&#305;c&#305;s&#305;n&#305;n oldu&#287;u koltu&#287;a ilerledi ve oturdu, bir anda filmin &#351;eridi koptu sanki!
O yok muydu?
Ger&#231;ek de&#287;il miydi?
Kendi kafas&#305;nda m&#305; olu&#351;turmu&#351;tu gene her&#351;eyi ?
Dokunulsa a&#287;layacak durumdayd&#305;, kalakalm&#305;&#351;t&#305; &#246;ylece...
Ya&#351;l&#305; kad&#305;n bir sonraki durakta indi, o koltuk bir s&#252;re bo&#351; kald&#305;... Kimse oturmad&#305;, oysa bo&#351; koltu&#287;a bakakalm&#305;&#351;t&#305;.. G&#246;zlerini yere kayd&#305;rd&#305;, bir metro kart&#305; g&#246;rd&#252;. Son bas&#305;l&#305;&#351; tarihine ve saatine bakt&#305;, kendisininkiyle ayn&#305;yd&#305;, dakikas&#305;na dek. O ilk saklad&#305;&#287;&#305; metro kart&#305; olacakt&#305;...

Ve...
Bo&#351; koltuk ;

Yoktur. Hi&#231; olmam&#305;&#351;t&#305;r. Her birinde biri oturur. Her birinde oturarak atarlar d&#252;nyadaki yorgunluklar&#305;n&#305;. &#214;l&#252;lere b&#246;yle ge&#231;er dinlenme f&#305;rsat&#305;... 

Ve ben...
O g&#252;n bug&#252;nd&#252;r, her bo&#351; koltuk g&#246;rd&#252;&#287;&#252;mde onu hat&#305;rlar&#305;m... &#214;l&#252;lerin aras&#305;ndan s&#305;yr&#305;l&#305;p, yan&#305;ma oturdu&#287;unu varsayar&#305;m...
O g&#252;n bug&#252;nd&#252;r, ge&#231;meye korkar&#305;m metronun beyaz &#231;izgisini...
Ama bir g&#252;n ge&#231;ti&#287;imde, gene kolumdan tutup beni &#231;ekecek, bilirim...
Ve ben, onun bindi&#287;i son metroya hi&#231; ama hi&#231; yeti&#351;emedim..
http://photos-900.ll.facebook.com/photos-ll-sf2p/v357/232/42/677218900/n677218900_944502_213.jpg</description>
      <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 21:06:29 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2262035-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2262035</link>
    </item>
    <item>
      <title>Ya Tanr&#305; i&#231;imizden biriyse?</title>
      <description>http://mrbig.upload.googlepages.com/wif.mp3

Ne kadar da &#231;ok soru soruyorum &#246;yle de&#287;il mi ? Ama cevaplar&#305;n ba&#351;ka t&#252;rl&#252; bana gelmeyece&#287;ini ve onlar&#305; z&#305;t bir kutup olarak &#231;ekemeyece&#287;imi d&#252;&#351;&#252;n&#252;rsek soru sormam &#351;art gibi geliyor bana, bilmiyorum ne kadar do&#287;ruyum.
Bu seferkini soru sorarak bile cevaplayabilece&#287;imi hi&#231; ama hi&#231; sanm&#305;yorum asl&#305;nda.

"Ya Tanr&#305; i&#231;imizden biri olsayd&#305;?"

&#199;o&#287;unuz i&#231;imizde oldu&#287;unu, ba&#351;ka yerlerde aramam&#305;z gerekti&#287;ini, e&#287;er inan&#305;yorsak ad&#305;m att&#305;&#287;&#305;m&#305;z her yerde kar&#351;&#305;m&#305;za &#231;&#305;kabilece&#287;ini d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor, biliyorum. Bir k&#305;sm&#305;n&#305;z sorgulamam&#305;z gerekti&#287;ini, hatta t&#252;m "yobaz"l&#305;&#287;&#305;yla bunun g&#252;nah diye adland&#305;rd&#305;klar&#305; "a&#287;z&#305;na biber s&#252;r&#252;lesi" davran&#305;&#351;lardan oldu&#287;unu bile savunuyor olabilir. Kiminizinse umrunda de&#287;ildir...Kiminiz inan&#231;s&#305;z oldu&#287;umu d&#252;&#351;&#252;necek belki de, ya da t&#252;m basitli&#287;inizle kendinizi uzakla&#351;t&#305;racaks&#305;n&#305;z benden.
Ama bir k&#305;sm&#305;n&#305;z vard&#305;r ki, onlar&#305;n Tanr&#305; g&#246;r&#252;&#351;lerini dinlemeye doyamam, hayran kal&#305;r&#305;m...

Yolda y&#252;r&#252;rken kafam&#305; me&#351;gul eder genellikle b&#246;yle d&#252;&#351;&#252;nceler, sarar beynimi boydan boya.
Peki ya, kar&#351;&#305;dan gelen Tanr&#305;'ysa?
Ya da o?
Ya da bak &#351;urdaki?
Ya da Tanr&#305;'n&#305;n ayakkab&#305;lar&#305;n&#305; giyiyor ve onlar ile y&#252;r&#252;yorsan?
Ya Tanr&#305; i&#231;imizdeyse?
Hepimiz i&#231;imizde az&#305;c&#305;k bar&#305;nd&#305;r&#305;yorsak, neden bizden biri de&#287;il?

Cevap verebilecek olan var m&#305;?
Hi&#231; sanm&#305;yorum, en az&#305;ndan bir k&#305;sm&#305;n&#305;zdan umutluyum diyelim.
Sorgulamad&#305;n&#305;z de&#287;il mi hi&#231;, neye inand&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305;, ne t&#252;rl&#252; &#351;eylerle b&#252;y&#252;t&#252;l&#252;p k&#246;r&#252; k&#246;r&#252;ne bunlara ba&#287;land&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305;. Neden hi&#231; &#231;&#305;kamad&#305;n&#305;z kal&#305;plar&#305;n&#305;zdan? 
Manevi duygular g&#246;receli olmal&#305;d&#305;r elbette, ama nedense g&#246;recesizlikler olu&#351;turuyor art&#305;k manevi de&#287;erleri, g&#246;rece maddiyatta kalm&#305;&#351;.

Joan Osborne der;

"E&#287;er Tanr&#305;'n&#305;n bir ismi olsayd&#305;, ne olurdu?
E&#287;er onunla y&#252;zle&#351;seydin, bunu onun y&#252;z&#252;ne s&#246;yleyebilir miydin?
Olsayd&#305; tek bir soru sorma &#351;ans&#305;n, ona ne sorard&#305;n?"

Bana kal&#305;rsa;
Bir ismi olsayd&#305;, "var" olurdu.
Bir o kadar "yok" etti&#287;iniz.
&#304;lkokul resimlerindeki, sar&#305; renkli boyas&#305; kalmam&#305;&#351; bir &#231;ocu&#287;un turkuaz renkli g&#252;ne&#351;i olurdu...

Ona bir renk vermek isteseydim san&#305;r&#305;m bu mavi olurdu...
Peki ya siz,
Siz hi&#231; renk verdiniz mi Tanr&#305;'ya, r&#252;yalar&#305;n&#305;za?

Hi&#231; onun elinden tutup y&#252;r&#252;mek istediniz mi bulutlara?

Hi&#231; Tanr&#305; dediniz mi a&#351;&#305;k oldu&#287;unuz adama?
Ya da hi&#231; a&#351;&#305;k oldunuz mu Tanr&#305;'ya?
Onun ayakkab&#305;lar&#305; k&#252;&#231;&#252;k geldi mi ayaklar&#305;n&#305;za?

Bazen sa&#231;lar&#305;n&#305;z&#305; tarayan bir tarak, bazen bindi&#287;iniz bir vagon, bazen a&#287;z&#305;n&#305;za tak&#305;lan bir &#351;ark&#305;, bir s&#246;zc&#252;k, bir n&#252;kte...
Bazen bir i&#351;aret, bazen g&#246;kten tam aya&#287;&#305;n&#305;z&#305;n dibine d&#252;&#351;en bir ku&#351; t&#252;y&#252;, al&#305;p saklad&#305;&#287;&#305;n&#305;z...
Bazen ge&#231;ti&#287;iniz bir sokak, bazen k&#252;&#231;&#252;k dilencinin g&#246;zlerindeki &#305;&#351;&#305;k, ve k&#252;&#231;&#252;k g&#252;l&#252;msemesi...
Bazen ben..
Bazen sen...
Bazen kar&#351;&#305;dan gelen,
oldu mu hi&#231; sizin i&#231;in?

Benim i&#231;in bu daimi,
Baksana ayakkab&#305;lar&#305; bile kap&#305;n&#305;n &#246;n&#252;nde duruyor daha...

What if God was one of Us?...</description>
      <pubDate>Tue, 21 Oct 2008 20:48:43 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2224123-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2224123</link>
    </item>
    <item>
      <title>Uslu bir k&#305;z olmal&#305;s&#305;n, Anneliese..</title>
      <description>Nefretlerinizi saklamay&#305; &#246;&#287;renmelisiniz.
Ya da saklayamad&#305;klar&#305;n&#305;z&#305; i&#231;inizde bar&#305;nd&#305;rmamay&#305;...

Bunu bir saklamba&#231; kabul edin, nefret hem ebe olsun hem de oynayanlar&#305;n i&#231;inde bar&#305;nan, oynayanlardan olan. 

&#214;n&#252;m, arkam , sa&#287;&#305;m, solum demeden sobelesin sizi. Neye u&#287;rad&#305;&#287;&#305;n&#305;z&#305; &#351;a&#351;&#305;r&#305;n. Bir dahakine ebe siz olun, &#246;n&#252;m arkam sa&#287;&#305;m solum dedirtmeden gafil avlas&#305;n sizi. Ak&#305;ll&#305;lar&#305;n&#305;z, bulundu&#287;u yerden &#231;&#305;kmamay&#305; tercih edenlerdir. Onlardan korkmal&#305; as&#305;l... Neyseki her zaman ebe olacak biri vard&#305;r, &#246;yle de&#287;il mi ?
Ya da nefret edilecek?
Mesken tutacak beyin h&#252;crelerine.
&#214;yle mi dersiniz?

S&#305;k&#305;l&#305;n saklanmaktan, bitsin oyun. Kale ba&#351;&#305;ndan ayr&#305;l&#305;n, yenilgiyi tad&#305;n. Ve daha &#231;ok nefret edin, daha &#231;ok bar&#305;nd&#305;r&#305;n bu k&#246;relmesi m&#252;mk&#252;ns&#252;z duygu selini. &#214;yle bar&#305;nd&#305;r&#305;n ki, sevin onu art&#305;k, sevmeyi b&#246;yle &#246;&#287;renin.
Hi&#231; tatmad&#305;&#287;&#305;n&#305;zdan olan hani..Bir kere de onu tad&#305;n.

Sizinle oynam&#305;yorum diye d&#305;&#351;lay&#305;n beni, ucubeymi&#351;im gibi bak&#305;n bana. Ben ge&#231;erken &#231;elme tak&#305;n, hi&#231; yapmazm&#305;&#351;s&#305;n&#305;z gibi sanki. T&#252;k&#252;r&#252;n ayaklar&#305;m&#305;n dibine, sonra da yalay&#305;n. Hep &#246;yle yapmaz m&#305;s&#305;n&#305;z? Evet.
Evet, evet yap&#305;n bunlar&#305;, insanl&#305;&#287;a yara&#351;&#305;r i&#231;g&#252;d&#252;lerinizi b&#246;yle d&#305;&#351;a vurun, kurban ben olay&#305;m. Surat&#305;m&#305; as&#305;p evin yolunu tutay&#305;m, a&#287;lamamak i&#231;in zorlayay&#305;m kendimi ama bunu da beceremeyeyim. Siz bununla da e&#287;lenin. Bense uslu bir &#231;ocuk olup &#351;irinleri g&#246;rmeye devam edeyim.</description>
      <pubDate>Tue, 21 Oct 2008 16:36:16 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2223056-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2223056</link>
    </item>
    <item>
      <title>Yandan R&#252;zgar</title>
      <description>D&#305;&#351;ar&#305;dan gelen m&#252;zik sesleri Widow'u bast&#305;r&#305;yor..Ve bu ho&#351;uma gitmiyor,hi&#231; ho&#351;uma gitmiyor..
Hen&#252;z girdim odama yolda beliren tabelalar&#305; sayarak,"Yandan r&#252;zgar" levhalar&#305;na &#351;ahit olarak oyaland&#305;m.
Hani 'daha &#246;nce g&#246;rmedi&#287;iniz'..

Yol yorgunlu&#287;undan m&#305; bilinmez,hislerim ay&#305;rt edilemez bi&#231;imde.T&#305;pk&#305; arkama yaslanmaktan dola&#351;m&#305;&#351; sa&#231;lar&#305;m gibi..Ve ben nas&#305;l tarayaca&#287;&#305;m&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorum,ba&#351;ka derdim yokmu&#351; gibi..
Belki de "yandan r&#252;zgar"lard&#305; dola&#351;t&#305;ran her &#351;eyi..U&#231;u&#351;an sa&#231;lar&#305;m aras&#305;ndan g&#246;rebildi&#287;im tek t&#252;k ge&#231;mi&#351; k&#305;r&#305;nt&#305;lar&#305; sadece.Hay&#305;r,a&#287;lam&#305;yorum.Yaln&#305;zca ge&#231;mi&#351; ka&#231;t&#305; g&#246;z&#252;me...

"Buralarda bir ayna olacakt&#305;? G&#246;ren olmad&#305; m&#305; ?"

Ge&#231;mi&#351;le k&#305;s&#305;tlanan g&#246;r&#252;&#351; alan&#305;m pek de bir&#351;ey engelliyor say&#305;lmaz asl&#305;nda. Tam da &#351;ehirsiz bir evin odas&#305;z dairelerinde oturmu&#351; ge&#231;mi&#351;i unutmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;yorken...Baksana,ne kadar da &#231;ok insan b&#305;rakm&#305;&#351;&#305;m geride! Baksana, ne kadar da uzaklara gitmi&#351;ler ben olmadan... &#350;eritleri ge&#231;erken bir bir, sayarken teker teker ka&#231;&#305;rd&#305;&#287;&#305;m ne &#231;ok tabela olmu&#351;, ne &#231;ok kaybolmu&#351;um... Olmuyor, gene de olmuyor i&#351;te! Unutam&#305;yorum hayat&#305;ma giren lanet olas&#305;ca an&#305; y&#305;&#287;&#305;nlar&#305;n&#305;! T&#252;kenmez kalemlere i&#351;lemiyor silgilerim...

Geri istiyorum, hepsini. Her bir g&#252;n&#252;, her birini, teker teker. De&#287;i&#351;tirece&#287;im onca &#351;ey varken bu arzular&#305;m o kadar istemsiz ki... D&#252;zeltebilece&#287;im, onarabilece&#287;im onca &#351;ey varken bu o kadar ka&#231;&#305;n&#305;lmaz ki... E&#287;er elimde olsayd&#305; o keki hi&#231; payla&#351;mazd&#305;m &#231;ocuk akl&#305;mla...
E&#287;er elimde olsayd&#305; o aptal barbielere elimi s&#252;rmezdim,
E&#287;er elimde olsayd&#305;, olsayd&#305; elimde bi&#351;eyler annemin vazosunu hi&#231; k&#305;rmazd&#305;m...
E&#287;er elimde olsayd&#305;, &#231;ocuklu&#287;umu payla&#351;t&#305;&#287;&#305;m insan&#305; d&#252;n uzaklara g&#246;ndermi&#351; olmazd&#305;m...
Ve,
O vagona hi&#231; binmezdim.
O sokaktan hi&#231; ge&#231;mezdim.
O okula hi&#231; ama hi&#231; gitmezdim.
Elimde olsayd&#305;,
Saatlere hi&#231; bakmazd&#305;m.
Ne akrep, ne yelkovan durdurabilirdi beni...

Ama de&#287;il i&#351;te,
Ne elimde olan bi&#351;eyler var, ne de zaman&#305; durduran, d&#246;nd&#252;ren.

"Kahretsin! Nerede bu lanet olas&#305; ayna? Hey! Heey baksana, buralarda ayna g&#246;rd&#252;n m&#252; hi&#231;?"
"Ayna? Nedir o?"
"Umar&#305;m seni yanl&#305;&#351; anl&#305;yorumdur, ayna diyorum, hani bakt&#305;&#287;&#305;nd- Neyse, bo&#351;versene..."

Nas&#305;l unuturum...
Fazla ge&#231;mi&#351;teyim.
Hen&#252;z ayna icat edilmedi ki!


"&#199;ok uzakla&#351;ma Duygu!"
"Tamam anne, gecikmem..."</description>
      <pubDate>Sat, 18 Oct 2008 19:59:05 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2211862-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2211862</link>
    </item>
    <item>
      <title>Bilirdik, bilmezdik..</title>
      <description>D&#252;nyan&#305;n merkezi "ben"im diye diretmekten vazge&#231;meyecekseniz ben yer &#231;ekimini reddediyorum.
&#220;zg&#252;n&#252;m.
Siz merkez iseniz,
denge kavram&#305;m s&#305;f&#305;r&#305;n alt&#305;nda..
Siz merkez iseniz,
hem etraf&#305;mda, hem de etraf&#305;n&#305;zda s&#252;r&#252;klenmeye mecbur,
me&#231;hul bir ki&#351;i olarak kalaca&#287;&#305;m ak&#305;llar&#305;n&#305;zda..
Bir daha inebilecek miyim a&#351;a&#287;&#305;ya?
Yere ayak basabilecek miyim, merak ediyorum.

"Oksijen de az burada".. 
Yok denecek kadar az, ama kafi..
&#199;&#252;nk&#252; d&#252;&#351;&#252;nmek i&#231;in oksijen molek&#252;llerinin beynime s&#305;zmas&#305;na gerek yok art&#305;k..

Beynimi k&#246;reltsem, kulaklar&#305;mdan s&#305;zacaks&#305;n&#305;z.
Hep bir a&#231;&#305;k bulursunuz zaten..
Bundan &#246;t&#252;r&#252;;
Ba&#351;ka &#231;arem yok susman&#305;z&#305; dilemekten
Ya da fermuar dikmeyi &#246;&#287;renmeliydim annemden..

Bilirdik, bilmezdik.
Bilirdiniz, bilmezdim.
Bilirdim, bilmezdiniz.
Bilseniz,
ben hi&#231; bilmezdim..</description>
      <pubDate>Mon, 29 Sep 2008 09:40:12 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2115261-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2115261</link>
    </item>
    <item>
      <title>Ha bir de "insano&#287;lu" vard&#305;. Ona ne oldu ?</title>
      <description>"Neden ki z&#305;plarlar ego tramplenlerinde?"

K&#252;&#231;&#252;kl&#252;kten kalma al&#305;&#351;kanl&#305;klar&#305;mdand&#305;r "neden" lerim.
Sorar&#305;m, 
"Neden?"
Cevap bulmu&#351; muyumdur &#231;o&#287;una?
Ya as&#305;l do&#287;ru onlard&#305;r, ya da benimdir do&#287;ru oldu&#287;unu yedirmeye &#231;al&#305;&#351;an kendime, do&#287;ru g&#246;r&#252;n&#252;ml&#252; yanl&#305;&#351; lokmalard&#305;r yutturdu&#287;um benli&#287;ime.
U&#231;ak geldi, geldi, geldi a&#231; k&#305;z&#305;m a&#287;z&#305;n&#305;.
Bu tramplen merakl&#305; ego tatmincilerinde cevab&#305; arad&#305;&#287;&#305;m "neden"li soru sadece bir &#246;rnekti elbette.
Ama  bu da "cevaps&#305;zdan se&#231;meler" idi idi..

Hayat diye adland&#305;rd&#305;&#287;&#305;m&#305;z ebedi g&#246;r&#252;n&#252;ml&#252; u&#231;lu bucakl&#305; d&#252;zen her zaman bir&#351;eyler sormaya zorluyor insan&#305;.
Daha sonras&#305;nda da ne &#231;ok soru sordu&#287;umuzdan yak&#305;nma hakk&#305;n&#305; buluyor kendinde.
Ne garip de&#287;il mi ?
Asl&#305;nda hayat
G&#246;r&#252;p g&#246;rebilece&#287;imiz en b&#252;y&#252;k sivrisinek olmaya aday, hem de di&#351;li bir aday..
&#214;yle b&#252;y&#252;k ki , g&#246;r&#252;nt&#252;s&#252; v&#252;cudunuzda yarataca&#287;&#305; &#351;i&#351;li&#287;in b&#252;y&#252;kl&#252;&#287;&#252;n&#252; anlamaya yetiyor.
Ve &#246;yle bir &#305;s&#305;r&#305;yor ki ;
Hem ka&#351;&#305;n&#305;yor, hem ac&#305;yor..
Sinekk&#305;ranlarsa sadece havas&#305;z odada seni zehirlemeye yetiyor.
V&#252;cudu k&#252;&#231;&#252;k, elleri b&#252;y&#252;k hayat..
Her yere uzan&#305;yor, &#246;yle merakl&#305; ki insan evlad&#305;n&#305;n hayati s&#305;v&#305;s&#305;na..

&#304;nsan evlad&#305; demi&#351;ken ;
Nefreti bu kadar uzun s&#252;re stoklayabilen ba&#351;ka bir yarat&#305;k var m&#305;d&#305;r diyorum bazen evrende..
Difirizler insano&#287;lunu &#246;rnek al&#305;narak yap&#305;lm&#305;&#351; olmal&#305;,
&#304;rislerinize kadar yans&#305;m&#305;&#351; nefretler, bariz; &#252;rk&#252;t&#252;c&#252; ve &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305;..
S&#246;zc&#252;klerinize yans&#305;m&#305;&#351; , 
Ve &#246;yle ki
Y&#252;zleriniz &#231;ekimlenmi&#351; umutsuzluk kiplerinde.

Kime diyorsam, neye y&#305;rt&#305;n&#305;yorsam..
&#304;nsan benden millerce &#246;tede de insan, burnumun dibinde de..

Hadi ordan lan...
</description>
      <pubDate>Thu, 25 Sep 2008 16:21:46 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2096639-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/2096639</link>
    </item>
    <item>
      <title>T&#252;ts&#252; duman&#305; olmak..</title>
      <description>Ay en tepede bu gece;
Belli ki &#246;&#287;len olmu&#351;.
Onikiyi vurmu&#351; u&#231;suz bucaks&#305;z gecelerimin g&#252;nd&#252;z&#252;..
Onikiden vurulmu&#351; hissiyat dart&#305;..
&#199;&#305;karsam e&#287;er d&#305;&#351;ar&#305; &#351;apka takmadan;
Ge&#231;er mi ba&#351;&#305;ma y&#305;ld&#305;zlar ?

Fikirsizim..
Fakat ge&#231;en y&#305;ld&#305;zlar olsun ba&#351;&#305;ma vesselam.
Kurtulur belki minik kek kal&#305;plar&#305;ndaki fikirsizliklerim,
Sonsuz &#305;&#351;&#305;ks&#305;zl&#305;ktan.
Olmad&#305; , t&#252;ts&#252;ler yakar&#305;m karanl&#305;&#287;&#305;ma,
Dumanlar&#305; elimde &#351;ekillenen..
Her anlams&#305;z &#351;ekilde,
Anlam arar bir o kadar anlams&#305;z arzular&#305;m.

"Ne olacaks&#305;n b&#252;y&#252;y&#252;nce?"
"T&#252;ts&#252; duman&#305;.."
Kli&#351;ele&#351;mi&#351;lerin d&#305;&#351;&#305;nda, olma olas&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; y&#252;zdelerle s&#305;n&#305;rland&#305;ramad&#305;&#287;&#305;m cevaplard&#305;r ger&#231;e&#287;i yans&#305;tan.
Evet;
T&#252;ts&#252; duman&#305; olaca&#287;&#305;m,
T&#252;ts&#252; duman&#305; olaca&#287;&#305;m!
Ki geriye kendimi arayaca&#287;&#305;m k&#252;ller b&#305;rakarak kar&#305;&#351;ay&#305;m havaya..

Devam edece&#287;im puantiyelerden s&#305;z&#305;p , en tepeden bakmaya hayata!

Duygu..</description>
      <pubDate>Tue, 02 Sep 2008 14:17:22 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1976207-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1976207</link>
    </item>
    <item>
      <title>Sen ve ben.. &#304;kimiz..Camdan evimiz..</title>
      <description>Hayallerdir hayata bir kat daha atmay&#305; sa&#287;layan;
Yap&#305;y&#305; ta&#351;&#305;yan..
Yap&#305; ta&#351;&#305; mutluluk olan,
S&#252;tunlard&#305;r hayaller..
&#199;izilmi&#351;tir m&#252;lk&#252;n tasla&#287;&#305;,
Hen&#252;z temel at&#305;lmadan.
Vard&#305;r senin hayat&#305;n&#305;n da mimarlar&#305;,
Onlar&#305;n ellerinde &#351;ekillenmi&#351;tir d&#252;nyan.
M&#252;stakil olsun istersin hayat&#305;n,
&#220;st kom&#351;unun ayak sesleri duyulmas&#305;n,
Bir de bah&#231;en olur belki,
Yeni mutluluklar yeti&#351;tirdi&#287;in,
Umutlar ko&#351;u&#351;turur aralar&#305;nda,
H&#252;z&#252;n yana&#351;amaz hayalden korkulu&#287;una..
Balkabaklar&#305;d&#305;r hayat&#305;na renk veren,
T&#252;m o siyah&#305;n tonlar&#305;nda boyalarla gezen
Herkese..
Herkese inat.


Bodrum kat&#305; olmayacakt&#305;r,
&#304;zin vermeyeceksindir penceresiz duvarlarla &#231;evrilmeye
I&#351;&#305;k s&#305;zmal&#305;d&#305;r ruh odac&#305;klar&#305;na
&#214;rt&#252;lmeyecektir g&#252;ne&#351;likler hi&#231;bir zaman..
Hayallerin olan s&#252;tunlar&#305;n &#252;st&#252;ne
Ba&#351;lar ikinci kat in&#351;a edilmeye
Sonsuzdur katlar&#305;n
Hayallerin oldu&#287;u s&#252;rece..
Balkonlar &#231;&#305;k&#305;l&#305;r &#231;e&#351;itli yerlerden hayat&#305;na
Sark&#305;t&#305;rs&#305;n kendini korkmadan a&#351;a&#287;&#305;ya
Ah bir de b&#305;rakabilsem ellerimi..
D&#252;&#351;mesem tutunmadan da..
R&#252;zgarlar dolsa, havaland&#305;rsa perdelerini odalar&#305;n&#305;n
Merdivenlerden a&#351;a&#287;&#305; d&#246;ksen boncuklar&#305;n&#305;
&#304;zlesen birbirleriyle danslar&#305;n&#305;
Yakalasan merdiven bitiminde onlar&#305;..

Koridorlar&#305;n olsa her biri a&#231;&#305;lan onlarca kap&#305;ya
Kap&#305;lar kapanmasa, kilitleri olmasa
Anahtar deliklerinden bakmasan hayata..
K&#305;&#351;&#305;n kaplasa &#231;at&#305;n&#305; katman katman beyazlar
Yaz&#305;n t&#252;tmese bacandan duman
T&#305;pk&#305; ilkokul resimlerin misali..

Fakat..
"Bir deprem kafidir..." derler,
Mutluluk yap&#305; ta&#351;l&#305; s&#252;tunlar&#305;n devrilmesi i&#231;in,
Ne sarkmaya benzer balkondan a&#351;a&#287;&#305;
Ne de kilitsiz kap&#305;lara..

Duygu.</description>
      <pubDate>Sun, 31 Aug 2008 23:50:50 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1968874-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1968874</link>
    </item>
    <item>
      <title>Kirlenmese d&#252;nya(m)..</title>
      <description>Zayiata ald&#305;rmadan,sanki yolun sonu yokmu&#351;cas&#305;na ki olsa da getiremem yolun sonunu &#231;ak&#305;l ta&#351;lar&#305;m&#305; d&#246;kerek y&#252;r&#252;yorum, umutlar&#305;m&#305; b&#252;nyesel sand&#305;klar&#305;ma doldurmu&#351;ken a&#287;z&#305;na kadar, anahtar&#305;n&#305; yutuveriyorum umut sand&#305;klar&#305;m&#305;n.

Not alaca&#287;&#305;m yolculu&#287;umun her g&#252;n&#252;n&#252;, &#246;&#287;renir isem kalemlerden a&#287;a&#231; yapmay&#305;, kaybetmez isem kareli ka&#287;&#305;tlar&#305;m&#305;. Karelere s&#305;&#287;d&#305;rmak daha kolay geliyor insana an&#305;lar&#305;n&#305;, ya&#351;asam kareli ka&#287;&#305;tlarda hayat&#305;m&#305;..

Bilmem anlar m&#305;s&#305;n&#305;z harita &#246;l&#231;eklerinden?
Ka&#231; kez k&#252;&#231;&#252;lt&#252;lm&#252;&#351;t&#252;r g&#246;zlerinizde ruhum diye sorsam ba&#287;&#305;&#351;lar m&#305;s&#305;n&#305;z merak&#305;m&#305;n g&#252;zergahlar&#305;n&#305; ?

Ye&#351;iller al&#231;akt&#305;r sizin kadar, kahverengiler y&#252;ksektedir bulutlar&#305; soluyup yok eden , lakin bir o kadar da varsayan solunum uzvunuz kadar, al&#305;nmay&#305;n&#305;z mecazd&#305;r yapt&#305;&#287;&#305;m.

Siz a&#231;&#305;k mavilerin s&#305;&#287;l&#305;&#287;&#305;nda bo&#287;uladurun, lacivertlerin derinliklerine dal&#305;p &#231;&#305;kaca&#287;&#305;m, belki g&#246;r&#252;r&#252;m bal&#305;klar&#305;.. (:

G&#246;k-y&#252;z&#252;(m) bende daha g&#252;zeldir, y&#305;ld&#305;zlar&#305;m al&#305;nmam&#305;&#351;t&#305;r ablukaya ki kayabilsinler rahat&#231;a ;

Dilekle&#351;&#351;e ger&#231;eklerim, ger&#231;ekle&#351;se zahiri dileklerim..

Art&#305;k daha kolay geliyor &#351;ark&#305; s&#246;ylemek , kat&#305;yorsan kromozomu yar&#305;lanm&#305;&#351; ruhunu da i&#231;ine, her ini&#351; &#231;&#305;k&#305;&#351;lar&#305;nda tak&#305;l&#305;p d&#252;&#351;mezsen merdivenlere.Ete&#287;in a&#231;&#305;lsa da olmayacakt&#305;r g&#246;ren, g&#246;rmeyecektir g&#252;len..

Ya&#287;mur pe&#351;imden geliyor, ya&#287;m&#305;yor benden ba&#351;ka hi&#231;bir yere ki sadece ben b&#252;y&#252;yeyim;

Kirlenmesin d&#252;nya(m)..



Karakaleme g&#246;nderip g&#246;ndermemekte karars&#305;z kald&#305;m arkada&#351;lar.
E&#287;er be&#287;enirseniz g&#246;ndermeyi d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorum.
L&#252;tfen ele&#351;tirilerinizde a&#231;&#305;k olun.
Te&#351;ekk&#252;rler(:

Anneliese..</description>
      <pubDate>Wed, 20 Aug 2008 15:56:41 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1921804-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1921804</link>
    </item>
    <item>
      <title>Pulvia a&#287;l&#305;yor, Anneliese izliyor..</title>
      <description>Ruhumun en i&#351;lek sokaklar&#305;ndan birinde geziniyordum o gece,
Fakat &#305;ss&#305;zl&#305;k alabildi&#287;ine uzan&#305;yordu derinlere,
Temiz havay&#305; &#231;ektim i&#231;ime, en i&#231;ime..
Caddeyi ayd&#305;nlatan tek bir &#305;&#351;&#305;k vard&#305;, tam k&#246;&#351;ede
&#304;smin y&#246;nelme halinde..
K&#246;&#351;eyi d&#246;n&#252;nce eski bir kitap&#231;&#305; &#231;&#305;ks&#305;n kar&#351;&#305;ma
Eski..
Eskilerden eski..
Severim saman kokan kitaplar&#305;, el s&#252;r&#252;lmemi&#351;tir,
Bakir bir erkekcesine severim onlar&#305;..
Eski dedim ya,
S&#246;zc&#252;klerim kadar, ruhuma i&#351;liyor vitrindeki her bir kitab&#305;n her bir sayfas&#305;.
Her bir sat&#305;r&#305;, her bir harfi, bir o kadar vah&#351;i, bir o kadar al&#305;ml&#305;..
&#304;lerliyorum , ad&#305;mlar&#305;m k&#252;&#231;&#252;k ve h&#305;zl&#305;,
Yerler &#305;slak, ya&#287;mur ya&#287;m&#305;&#351; bariz.
Ya da Pulvia a&#287;l&#305;yor , bilinmez.
Ne f&#305;rt&#305;nalar kopmu&#351; bu sokaklarda ya&#287;mur &#246;ncesi,
Yerde evlerden u&#231;an gazete sayfalar&#305;;
"Trafik kazas&#305; : 1 &#246;l&#252;"
Surat&#305;m ek&#351;iyor, ya&#287;mur ba&#351;l&#305;yor at&#305;&#351;t&#305;rmaya.
Pulvia a&#287;l&#305;yor,
Anneliese izliyor..
Y&#252;z metre &#246;temde bir kav&#351;ak, bariz &#231;eli&#351;kiler meydan&#305;, ah ne &#231;at&#305;&#351;malar..
S&#246;nm&#252;&#351; trafik lambalar&#305;,
"Tanr&#305;m, bir kazay&#305; daha kald&#305;ramam, yak&#305;n &#351;u &#305;&#351;&#305;klar&#305;!"
Yayalar i&#231;in ye&#351;il &#305;&#351;&#305;k yoktur bu sokakta,
&#220;st&#252;n&#252;ze su s&#305;&#231;rasa kabul&#252;n&#252;zd&#252;r,
Plakas&#305;zd&#305;r ara&#231;lar
K&#246;rd&#252;r g&#246;z&#252;n&#252;z..
Bir sokak k&#246;pe&#287;i &#231;&#305;kar a&#287;a&#231;lar&#305;n aras&#305;ndan;
K&#246;&#351;ede serserileri ruhumun, severler &#305;&#351;&#305;k k&#246;&#351;elerini..
Laf ederler,
Emir kipindedir her biri,
Duymadan ge&#231;melisin der benli&#287;inin gereklilik kipleri..
&#304;lerlersin,
&#304;lerlersin,
&#304;lerlersin.
K&#246;&#351;eden bir araba d&#246;ner, g&#246;zleri farlar&#305;n&#305; al&#305;r.
Bitmi&#351;tir yolun, &#246;tesi yoktur.
"Gecikirsem annem k&#305;zacak" demeye kalmadan intihar senaryon yaz&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r zaten.
Fazla gelen mutluluktur seni araban&#305;n alt&#305;na iten,
"Trafik kazas&#305; : 1 &#246;l&#252;"
...

Anneliese..</description>
      <pubDate>Sat, 09 Aug 2008 14:14:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1872276-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1872276</link>
    </item>
    <item>
      <title>B&#252;nyemdeki k&#252;reselle&#351;menin &#305;s&#305;s&#305;</title>
      <description>5 k&#246;&#351;e odam&#305;n k&#305;rm&#305;z&#305;ya &#231;alan perdelerinin aras&#305;ndan s&#305;zan &#305;&#351;&#305;k spazm&#305; uyand&#305;rd&#305; beni bu sabah.
&#350;a&#351;k&#305;nl&#305;k m&#305;yd&#305; bir bak&#305;ma k&#305;sa s&#252;reli &#246;l&#252;mlerimden uyand&#305;ran beni ?
Odam&#305;n g&#252;ne&#351;e a&#351;&#305;k penceresi bat&#305;da, ama do&#287;uya a&#351;&#305;k olan..
Gene mi bat&#305;dan do&#287;mu&#351;tu benim g&#252;ne&#351;im ?
Manyetiklerini de&#287;i&#351;tirdi&#287;im d&#252;nya benim d&#252;nyam m&#305;yd&#305;?
Art&#305;k en g&#252;zel meyveler dallarda birbirlerine i&#351;velenirlerken mi ya&#287;acakt&#305; kar?
Peki ya ya&#287;mur..
Peki ya ben ne olacakt&#305;m ?
B&#252;t&#252;n bunlar&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;rken hafif bir tiksinme ifadesi ile buru&#351;turdum y&#252;z&#252;m&#252;..
Kan tad&#305; geliyordu a&#287;z&#305;ma,
Gene kimin can&#305;n&#305; yakm&#305;&#351;t&#305;m acaba , merak ediyordum..
Ya da can&#305;m&#305; yakan bu sefer ben miydim ?
Ama su&#231;layamazlard&#305; beni,
Ya&#287;mur art&#305;k insan kan&#305; kullan&#305;rd&#305; ya&#287;mak i&#231;in..
Ben art&#305;k insan kan&#305; kullan&#305;rd&#305;m ya&#287;mak i&#231;in..
Belki de yeni bir buzul &#231;a&#287;&#305; bekliyordu ipsiz ruhumu,
&#214;ld&#252;recekti ac&#305;mas&#305;zca t&#252;m parazitlerini.
Belki o zaman ger&#231;ekten uyan&#305;rd&#305;m kommensal ya&#351;am&#305;mdan.
Belki o zaman..

"The world will be better" desin..Susmas&#305;n Heavenly..
</description>
      <pubDate>Wed, 06 Aug 2008 15:44:45 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1857205-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1857205</link>
    </item>
    <item>
      <title>"One united world Under god !.."</title>
      <description>http://www.ffl.org/images/crying_child.jpg


Little child dry your crying eyes, 
How can I explain The fear you feel inside ?

Cause you were born Into this evil world 
Where a man is killing a man no one knows just why 
What have we become Just look what we have done ..

"All that we destroyed You must build again "..

When the children cry let them know we tried 
Cause when the children sing then the new world begins 
Little child you must show the way 
To a better day for all the young 

Cause you were born For the world to see 

That we all can live With love and peace 

No more presidents And all the wars will end 

"One united world Under god !.."







</description>
      <pubDate>Fri, 25 Jul 2008 09:42:47 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1795676-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1795676</link>
    </item>
    <item>
      <title>Sahi, ad&#305; ne burada ruhsuzlu&#287;un ?</title>
      <description>Causa mortis, "Ecce Homo!"

(&#214;l&#252;m nedeni, i&#351;te (bak&#305;n) insan!")



Siyah beyaz kalbimi &#231;arm&#305;ha gerece&#287;im bu gece,

Siyah beyaz foto&#287;raflar kadar yeni , yepyeni..

Sizce bu bir &#246;l&#252;m nedeni mi?

Bu..

B&#252;t&#252;n hissettiklerim, yedi duyumla beraber ?

Renksiz kanlar m&#305; ruhumun iki yakas&#305;n&#305;n birle&#351;im noktas&#305;ndan akan ?

&#350;imdi s&#246;yleyin;

Sizce bu bir &#246;l&#252;m nedeni mi?



"a caelo usque ad centrum..."

(G&#246;k-y&#252;z&#252;mden merkeze!..)   M.&#214;. (Minnetten &#214;nce- ikibinlerinnehaddine?)



          "&#350;imdilik &#246;l&#252;yorum, &#246;ld&#252;&#287;&#252;m&#252; san&#305;yorum nefes alamamaksa e&#287;er &#246;l&#252;m. 17 ya&#351;&#305;mday&#305;m, &#231;ok mu ya&#351;l&#305;y&#305;m bu y&#252;k i&#231;in bilmiyorum. Art&#305;k bir &#246;nemi de yok zaten, '&#246;nem' kelimesine bile anlam giydiremiyorum, yaz&#305;k..Benim i&#231;in iki tahta par&#231;as&#305; haz&#305;rlam&#305;&#351;lar, ruhumun iki yakas&#305;ndan gelen.Evet iki yakas&#305;.. Buna d&#252;nyada &#351;izofreni diyorlard&#305; san&#305;r&#305;m. Sahi ad&#305; neydi burada &#231;ift ruhlulu&#287;un ? Bilmiyorlar m&#305; ? 

          Tahta par&#231;alar&#305; biri yatay... Dikeyin &#252;st&#252;ne binmi&#351;, ah b&#252;y&#252;k y&#252;k... Bir de negatifimi alm&#305;&#351;lar , &#231;o&#287;alt&#305;lay&#305;m diye...

          &#350;unu da belirtmeliyim ki art&#305;k ebeveynlerimin bilmedi&#287;i bir&#351;ey biliyorum. "&#304;nsan &#246;l&#252;nce nereye gider?" gibi &#246;znesi ve y&#252;klemi oldu&#287;u i&#231;in c&#252;mle s&#305;fat&#305;na soktu&#287;um sorular&#305; sorarlard&#305; kendilerine her insan evlad&#305; gibi. &#350;unu bilin ki insan &#246;l&#252;nce hi&#231;bir yere gitmeye yeltenmiyor. Kalbinin aliterasyonik ritmlerine g&#252;venerek diri oldu&#287;unu sanan insano&#287;lundan uzakla&#351;&#305;yor sadece, plastik &#231;evreden kurtuluyor..

         Kuzum rica edece&#287;im , &#246;l&#252;leri rahats&#305;z etmeyiniz! "





"Agnus Dei"

    "Tanr&#305; Kuzusu" M.&#214;. (Minnetten &#214;nce 2???)



       "Bir de isim koydular bana, Anneliese diye &#231;a&#287;&#305;r&#305;l&#305;yorum burada bo&#351;luklardan, ta i&#231;erden, en i&#231;erden. Bir o kadar da d&#305;&#351;ar&#305;dan, d&#305;&#351; d&#252;nyadan. Her &#351;ekilde duyuyorum, insan &#246;l&#252;nce yedi duyusu oluyor. Sahi ,benim &#246;lmeden &#246;nce de bir ismim vard&#305;, ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m yerlerin maddesel varl&#305;klar&#305;nda bulunmayand&#305; benim ismim.. Ah neydi ? Duyular&#305;m&#305;n i&#231;inde hapsolan , a&#231;&#305;&#287;a vuramad&#305;&#287;&#305;m zaman i&#351;kencelerin en b&#252;y&#252;&#287;&#252;, en asili..Zamana yenik.. Evet ;

       Duygu'ydu.. Hissedilmeyendi, en hissedilmeyen, hi&#231; hissedilmeyen..

        Duygu'lar&#305;m beni 13 dakika &#246;nce terketti Tanr&#305; Kuzusu, git buradan.."



"persona non grata!" 

     "Ho&#351; kar&#351;&#305;lanmayan insan.."

                "Bug&#252;n &#252;&#231; oda bir salon tabutumun g&#252;ne&#351;i en g&#252;zel alan odas&#305;n&#305;n penceresiz perdesinin &#246;n&#252;nde duran yata&#287;&#305;m&#305;n alt&#305;na bakt&#305;m. Siyah&#305;n beyaza a&#351;&#305;k oldu&#287;u , beyaz&#305;n siyah&#305; istemedi&#287;i o k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; resmi buldum. Eskiydi, &#231;ok eski.. Kelimelerin kifayetsiz kald&#305;&#287;&#305; anlar&#305;md&#305; o foto&#287;raf, titreyen ellerimle arka y&#252;z&#252;n&#252; &#231;evirdim. Tarihe bakacakt&#305;m, annem &#246;yle yapard&#305; &#231;&#252;nk&#252;. Foto&#287;raflara hep not d&#252;&#351;erdi. 'Neden?' dedi&#287;imde 'Birg&#252;n an&#305;lar&#305;n&#305; hat&#305;rlamaya &#231;al&#305;&#351;acaks&#305;n, ya&#351;am a&#287;ac&#305;n silecekken hepsini sen unutmamak i&#231;in b&#252;y&#252;k &#231;abalar vereceksin. Yaz&#305;yorum, nereden geldi&#287;ini bilmen i&#231;in..' derdi. Annemi hat&#305;rlay&#305;nca kusursuz y&#252;z&#252;m&#252; tamamlayan dudaklar&#305;m hafif bir g&#252;l&#252;msemeyle k&#305;vr&#305;ld&#305;. K&#252;&#231;&#252;c&#252;k ayaklar&#305;m&#305; yataktan a&#351;a&#287;&#305; salland&#305;r&#305;yordum, ayaklar&#305;m yere de&#287;mezdi. Masmaviyi yans&#305;tan g&#246;rme uzvum kay&#305;yordu , sa&#287;.. Sol.. Sa&#287;..Sol.. Beynimde harfler birer birer &#351;ekillenirken, uzun , karamel rengi sa&#231;lar&#305;m u&#231;u&#351;uyordu. Nereden geliyordu bu r&#252;zgar ? Benim tabutumun penceresi yoktu..Harfler &#351;ekillendik&#231;e, sat&#305;rlar ruhumu ok&#351;uyordu.. Foto&#287;raf&#305;n arkas&#305;na ho&#351; bir elyaz&#305;s&#305; ile &#351;u not d&#252;&#351;&#252;lm&#252;&#351;t&#252; ;

                '&#350;imdilik ya&#351;&#305;yorum, ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305; san&#305;yorum g&#252;l&#252;msemekse e&#287;er ya&#351;amak.. 0 ya&#351;&#305;mday&#305;m, &#231;ok mu gencim bu y&#252;k i&#231;in bilmiyorum. Ama bir &#246;nemi yok , "&#246;nem" kelimesine giydirdiklerimi &#231;&#305;kartam&#305;yorum, ah yaz&#305;k.. Benim i&#231;in iki tahta par&#231;as&#305; haz&#305;rlam&#305;&#351;lar. Olu&#351;mayan ruhumun uzuvlar&#305;ndan gelen.. Sahi, ad&#305; ne burada ruhsuzlu&#287;un ? Tahta par&#231;alar&#305; birle&#351;mi&#351;, sa&#287;a sola anne denilen sonsuzluk r&#252;zgarlar&#305;n&#305;n etkisiyle sallanan bir oyuk olu&#351;turmu&#351;. Fonda &#246;l&#252;ms&#252;zl&#252;&#287;&#252;n ninnileri... Bir de pozitifimi alm&#305;&#351;lar, &#231;o&#287;alt&#305;lamay&#305;m diye..."



M.S. (Minnetten Sonra - 2009)

Duygu Kahraman..




E&#287;er &#231;al&#305;p bir yere koyacaksan&#305;z, ismimle beraber koyman&#305;z&#305; rica ediyorum arkada&#351;lar. Karakalem'e postaland&#305; bile (=</description>
      <pubDate>Fri, 25 Jul 2008 09:21:47 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1795563-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1795563</link>
    </item>
    <item>
      <title>Aran&#305;zda evrenin sonsuz bo&#351;luk olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nen var m&#305; ?</title>
      <description>"Baz&#305; anlar vard&#305;r." 

Verdi&#287;iniz de&#287;erlerin bo&#351;lukta as&#305;l&#305; kald&#305;&#287;&#305; anlar.. 

Uzatt&#305;&#287;&#305;n&#305;z elin bo&#351;lukta kald&#305;&#287;&#305; anlar.. 

Bo&#351;lukta kald&#305;&#287;&#305;n&#305;z anlar.. 

Herkese hakettiklerinden fazla de&#287;er verirsiniz ve arkan&#305;za d&#246;n&#252;p &#351;&#246;yle bir bakt&#305;&#287;&#305;n&#305;zda g&#246;remedi&#287;iniz o kar&#351;&#305;l&#305;klar&#305; orada b&#305;rakarak gitmeyi tercih edersiniz.. 

Evet t&#252;m herkesden bu "m&#252;kemmel" kar&#351;&#305;l&#305;klar&#305; al&#305;yorum. T&#252;m herkesden.. B&#305;rak&#305;n bo&#351;lukta de&#287;erlerimi, hi&#231; birini haketmiyosunuz.. 

Aran&#305;zda evrenin sonsuz bo&#351;luk olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nen var m&#305; ? </description>
      <pubDate>Wed, 23 Jul 2008 16:37:14 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1788426-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1788426</link>
    </item>
    <item>
      <title>L&#214;SEV</title>
      <description>San&#305;r&#305;m bu blogu yapmam i&#231;in kendimi r&#252;yamda bir ka&#231; kez kan kanseri olarak g&#246;rmem gerekiyormu&#351;. 

http://www.losev.org.tr/sp-1.gif
Birileri mecliste kar&#305;lar&#305;n&#305;n sa&#231;&#305;n&#305;n teli g&#246;z&#252;kecek diye k&#305;&#231;&#305;n&#305; y&#305;rt&#305;p namus bek&#231;ili&#287;i yaparken L&#214;SEV'de 3500 &#231;ocuk yard&#305;m bekliyor! 

Bakal&#305;m k&#252;&#231;&#252;c&#252;k ya&#351;ta surat&#305;n&#305;n her cm karesini &#246;rtmeye &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305;z k&#252;&#231;&#252;k &#231;ocuklar&#305;n&#305;z HTLV vir&#252;s&#252;n&#252;n pen&#231;esine bir d&#252;&#351;se ne bok yiceksiniz.. 

B&#246;yle aptal &#351;eylerle u&#287;ra&#351;may&#305; kesin demek isterdim ba&#287;&#305;ra ba&#287;&#305;ra hepsinin i&#287;ren&#231; surat&#305;na.Acaba hangi biri dini ba&#287;&#305;&#351;lar&#305; d&#305;&#351;&#305;nda bir ba&#287;&#305;&#351; yapt&#305; ? 

Ka&#231;&#305; zekat dedikleri o &#351;ey d&#305;&#351;&#305;nda kendini zorunlu hissetmedi&#287;i halde ba&#287;&#305;&#351; yapt&#305; ka&#231;&#305; ?? 

O ailelerin bir y&#305;lda alamad&#305;&#287;&#305; maa&#351;&#305; bir ayda alan o devlet "k&#252;&#231;&#252;kleri" paralar&#305;n&#305; seccadeden, &#246;rt&#252;den ba&#351;ka bi&#351;ey harcas&#305;n bi kerede! 

O kadar &#231;ok &#231;ocuk var ki.. O kadar masumlar, o kadar k&#252;&#231;&#252;kler ki.. &#199;o&#287;u anneleri elinden tutmay&#305;nca d&#305;&#351;ar&#305; bile ad&#305;m&#305;n&#305; atamayacak kadar k&#252;&#231;&#252;k.. 

Ve o illet vir&#252;sle, o g&#246;zle bile g&#246;remedi&#287;iniz bir&#351;eyle sava&#351;mak zorundalar! 

Aaah tabi sizin akl&#305;n&#305;za g&#246;zle g&#246;r&#252;lmeyen diyince cinler ruhlar geldi&#287;i i&#231;in.. Anlayamazs&#305;n&#305;z.. Do&#287;ald&#305;r. 

Onlar &#246;l&#252;me terkedilmeyi haketmedi. Haketmeyecek de. Bir g&#252;n onlar&#305;n bulundu&#287;u durumda siz de bulunabilirsiniz. Sesimi en fazla 3 ki&#351;iye duyurabilsem de 3 ki&#351;i 3 ki&#351;idir.. 

http://img.akistanbul.com/haber/2599.jpg


Hani sen de a&#287;lamayanlardand&#305;n? 
A&#287;lad&#305;n i&#351;te.. 
Az kals&#305;n beni de a&#287;latacakt&#305;n 
A&#287;lasam ke&#351;ke.. 
</description>
      <pubDate>Tue, 22 Jul 2008 17:16:26 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1783902-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1783902</link>
    </item>
    <item>
      <title>Y&#252;r&#252;meyi b&#305;rak&#305;rs&#305;n, iki ad&#305;mda kesilir nefesin. Laktik asit depolam&#305;&#351;t&#305;r diz(e)lerin..</title>
      <description>Pes etmek kazanmakt&#305;r bir bak&#305;ma,
S&#246;zc&#252;klerin yitirmi&#351;tir o ya&#351;am&#305;n boyunca y&#252;klemeye &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;n anlamlar&#305;.

Konu&#351;mak istemezsin, a&#287;z&#305;n&#305; her a&#231;t&#305;&#287;&#305;nda bir&#351;eyler f&#305;rlayacakt&#305;r d&#305;&#351;ar&#305;, bilirsin.

"Senden nef-.."

Kesersin sesini..

"Heey a&#287;z&#305;ma biber s&#252;recek yok mu birileri ? "
der dalga ge&#231;ersin y&#252;celtilesi halinle..

Y&#252;r&#252;meyi b&#305;rak&#305;rs&#305;n, iki ad&#305;mda kesilir nefesin. Laktik asit depolam&#305;&#351;t&#305;r diz(e)lerin..

Alitersyoniktir ritmleri kalbinin, oturur onlar&#305;n bast&#305;klar&#305; yere, dinlenirsin..

Pes etmek zoru se&#231;mektir bir bak&#305;ma..

Bilir misiniz o duyguyu, pes etmek i&#231;in ne kadar da ATP harcam&#305;&#351;t&#305;r ruhunuz ?

Ne kadar hayali yakm&#305;&#351;t&#305;r oksijen eldesi i&#231;in?..

Pes etmek ;
P-
Pe-
Pes-
E-
Et-
Etm-
Etme-
Etmek...

...y&#305;ld&#305;zlar&#305; izlemektir bir bak&#305;ma..
Kaymas&#305;n&#305; beklersin birinin, hayallare ve dileklere ba&#287;l&#305;d&#305;r lanet olas&#305;ca kaderin..

Ama rastlayamazs&#305;n hi&#231; kara delikte kaybolacak y&#305;ld&#305;za, t&#252;m ihti&#351;am&#305;yla..
Tam "pes eder" ve kafan&#305; indirirsin &#246;ne.

Hep b&#246;yle olmaz m&#305; ?

Boyun e&#287;mekten &#231;&#305;kmaz m&#305; kamburun?

Tam o s&#305;rada biri ba&#287;&#305;r&#305;r plastik &#231;evrenden;

"Y&#305;ld&#305;z kayd&#305;! Dilek tutmal&#305;y&#305;m.."

Gene ka&#231;&#305;rm&#305;&#351;s&#305;nd&#305;r, bakars&#305;n g&#246;ky&#252;z&#252;ne , hangi y&#305;ld&#305;z&#305;n eksik oldu&#287;unu anlars&#305;n.. Onlar anlayamaz ,  bilirsin..

Sen kayanlar&#305;n aksine, duranlar&#305; g&#246;rm&#252;&#351;s&#252;nd&#252;r hep, her biri i&#231;in ayr&#305; dile&#287;in vard&#305;r..
</description>
      <pubDate>Tue, 22 Jul 2008 16:37:12 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1783779-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1783779</link>
    </item>
    <item>
      <title>Biliyor ki tanjant doksanla bak&#305;p sonsuzu g&#246;rd&#252;&#287;&#252; hayat&#305;, zamana malup bitirecek oyunu..</title>
      <description>Bir k&#305;z, belki de ben, belki de "ben"li&#287;imden.

Bakman&#305;n zamana etki etmeyece&#287;ini bilmeden g&#246;r&#252;yor.
Biliyor ki tanjant doksanla bak&#305;p sonsuzu g&#246;rd&#252;&#287;&#252; hayat&#305; zamana malup bitirecek oyunu..
Bitirmeden ar&#305;yor "O"nu.
Hissettikleri damarlar&#305;n&#305; a&#351;&#305;p giden ve "O"na ula&#351;an k&#305;rm&#305;z&#305;l&#305;&#287;&#305; a&#351;m&#305;&#351;.
"O" at&#305;yor,k&#305;z&#305; hayat&#305;ndan, belki de beni, belki de "ben"li&#287;imi..
Ya da at&#305;nca hayat veriyor.
&#214;yle bir ritm tutturmu&#351; ki kendince elektrik &#351;oklar&#305;n&#305;n bile durduramayaca&#287;&#305;..Nabz&#305;na, &#351;akaklar&#305;na vurmu&#351; ritmi.
&#350;akaklar&#305;ndan art&#305;k d&#252;&#351;&#252;nmeyi b&#305;rakan beynine,
Nab&#305;zlar&#305;ndan art&#305;k "O"nun at&#305;&#351;lar&#305;n&#305; hissedemeyen ellerine ula&#351;&#305;yor.
"O" d&#246;rt odac&#305;kl&#305; evinde mutluyken, k&#305;z kendini ya&#351;atan&#305;n azab&#305;n&#305; &#231;ekiyor..
T&#252;m "kirli" ve "temiz" k&#305;rm&#305;z&#305;l&#305;&#287;&#305; toplayan "O" na dokunmak i&#231;in benli&#287;inin kar&#351;&#305; yakas&#305;n&#305; kullan&#305;yor.
Atar(damar) onu hayat&#305;ndan.
Toplar(damar) onun hayat&#305;na..

Akci&#287;erlerinin her nefes al&#305;&#351; &#231;abas&#305;yla birikmi&#351; iltihaplar&#305;na ald&#305;rmadan &#231;&#305;&#287;l&#305;klar&#305;n&#305; bast&#305;rmaya &#231;ekiniyor belki de,
hissizle&#351;en ellerini "O"na g&#246;t&#252;r&#252;yor, durmas&#305;n&#305; bekliyor t&#252;m 'kalbiyle.."

</description>
      <pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:37:12 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1778389-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1778389</link>
    </item>
    <item>
      <title>Becersem i&#231;imdeki &#231;ocu&#287;u, ay&#305;plar m&#305;s&#305;n&#305;z beni ?</title>
      <description>Becersem i&#231;imdeki &#231;ocu&#287;u , ay&#305;plar m&#305;s&#305;n&#305;z beni ?
Afedersiniz, sizden peydahlad&#305;m onu.

Testisini avu&#231;lay&#305;p giden bir can y&#252;cel
kadar kalamad&#305;m, g&#252;cenmeyiniz.
foto&#287;rafta k&#305;r&#305;k bir su olabilmek i&#231;in
teninizle toku&#351;turup &#231;atlat&#305;rd&#305;m ruhumu.

gidilebilir,d&#246;n&#252;lebilir de, ah yaz&#305;k
durulamaz ortas&#305;nda elindeyse ceplerin
hele de cebinde terliyorsa gizli dilin
kanl&#305; bir mendil gibi, &#305;slak bir mendilden do&#287;ru.

bunlar sizi &#252;zer, beni ise dilenciler biraz.
biraz da ba&#351;ka &#351;eyler; &#246;te &#351;eylerden s&#246;z ediniz.
mesela beklemekle siyah&#305;n ilgisinden
sevinmekle sar&#305;n&#305;n, daha a&#231;&#305;k beyaz&#305;n
anlamakla, olur mu ?

evet "i&#231;imdeki &#231;ocuk" hikayeleri
gelin bu meydanda yanacak ceketler olsun
siz koskoca bir &#351;ehirsiniz, yurtsunuz
matkab&#305;n ucuna tak&#305;lan g&#252;ls&#252;n&#252;z.

kendi penceremden atsam kendimi
al&#231;ak kald&#305;r&#305;mda tutsan&#305;z nefesinizi
sahi , bozulur musunuz buna, iyi gitmesine
baz&#305; nehirlerin , baz&#305; i&#231;ki ve yemekler gibi.

kaz&#305;p duruyorum y&#305;llard&#305;r
sesinizin g&#246;lgesine mezar&#305;m&#305;
zaman delecek kadar ilerlemedi
neyse ki &#351;u esnek insanl&#305;k zar&#305;m&#305;.

ac&#305;yd&#305;, sizinle ortak &#231;ocu&#287;umuzdu
te&#351;ekk&#252;r ederim,
benim kadar b&#252;y&#252;tt&#252;n&#252;z onu.


Levent Say&#305;m'a sevgilerle (:</description>
      <pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:20:41 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1778320-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>Anneliese</author>
      <link>http://anneliese.sosyomat.com/blog/1778320</link>
    </item>
  </channel>
</rss>
